complete için İngilizce-Türkçe çeviriler:

tamamlamak, tamamlanmış, tamam · tam, tamamı · bütün · iyice · bitirmek, bitmiş · eksiksiz · mükemmel · komple · tamamlama · doldurmak · yetkin · yerine getirmek · diğer çevirileri

complete tamamlamak, tamamlanmış, tamam

But this is completely different!

Ama bu tamamıyla farklı bir şey.

And the circle is completed, as they say, right in your house and what circle?

Ve çember tamamlandı, dedikleri gibi, tam da senin evinde ve Ne çemberi?

Ladies and gentlemen, our new Martian city is complete.

Bayanlar ve baylar, yeni Mars şehrimiz tamamlandı.

complete tam, tamamı

Oh, no, no, no, listen, her, uh, boyfriend is a complete animal.

Hayır, hayır, hayır, dinle onun, erkek arkadaşı tam bir hayvan.

Are you a complete idiot?

Sen tam bir geri zekalı mısın?

And fear is the most amazing emotion of all because it creates complete awareness.

Ve korku en muhteşem duygudur çünkü o, tam bir farkındalık yaratır.

complete bütün

Seriously, I think all of your friends seem completely awesome and nice and fun, so relax.

Gerçekten, bence bütün arkadaşların tamamen harika, iyi ve eğlenceli gözüküyorlar, bu yüzden sakin ol.

It all started five years ago when I discovered this complete T. Rex in Montana.

Her şey beş yıl önce Montana'da bu bütün T. rex'i bulmamla başladı.

Every muscle part must be completely perfect.

Her kas parçası bütünüyle mükemmel olmalı.

complete iyice

Seriously, I think all of your friends seem completely awesome and nice and fun, so relax.

Gerçekten, bence bütün arkadaşların tamamen harika, iyi ve eğlenceli gözüküyorlar, bu yüzden sakin ol.

Oh, hey, I'm sorry. I completely understand.

Oh, özür dilerim, sizi çok iyi anlıyorum.

But I understand you completely.

Ama seni çok iyi anlıyorum.

complete bitirmek, bitmiş

It's completely done. I'm actually better.

Tamamen bitti, aslında daha iyi hissediyorum.

Sorry, Chief, we have a road test to complete.

Üzgünüm şef, bitirmemiz gereken bir yol testi var.

Mr. Monk, it's not completely over.

Mr. Monk, tam olarak bitmedi.

complete eksiksiz

A new and complete relationship, that's impossible for you.

Evet. Yeni ve eksiksiz bir ilişki, bu senin için olanaksız.

But I have lived completely once.

Fakat ben bir zamanlar eksiksiz yaşadım.

This entire autopilot system is completely obsolete.

Bu otomatik pilot sistemi tamamen eksiksiz durumda.

complete mükemmel

You, complete and perfect man!

Seni eksiksiz ve mükemmel adam!

Every muscle part must be completely perfect.

Her kas parçası bütünüyle mükemmel olmalı.

So that's one imperfect theory, plus a rare complication of a second theory, which gives us a complete explanation.

Yani mükemmel olmayan bir teori, artı ender görülen bir komplikasyon ile gelen bir ikinci teori ki bu bize tam bir açıklama sağlıyor.

complete komple

I'm a complete man!

Ben komple bir erkeğim!

But I worked up a complete presentation, a whole campaign.

Ama ben size komple bir sunum hazırladım. Bütün bir kampanya için.

A complete world.

Komple bir dünya.

complete tamamlama

Because they have a mission to complete.

Çünkü tamamlamaları gereken bir görev var.

No time, complete sentences abandon planet!

Zaman yok, cümle tamamlama. Gezegen terk!

Vinnie ready to make this comeback complete?

Vinnie bu geri dönüşü tamamlamaya hazır mı?

complete doldurmak

Dr. Mantlo, this is a medical form completed by Peter Saldua for another of his doctors.

Dr. Mantlo. Bu, Peter Saldua için başka bir doktor tarafından doldurulmuş tıbbi bir form.

This is a medical form completed by Peter Saldua for another of his doctors.

Bu, Peter Saldua için başka bir doktor tarafından doldurulmuş tıbbi bir form.

Look, the cavern is completely flooded.

Bak, mağara tamamıyla suyla doldu.

complete yetkin

Quentin is completely capable.

Quentin tamamen yetkin biri.

complete yerine getirmek

Project Daedalus is now complete and designated Mission Accomplished.

Daedalus projesi tamamlandı ve görev yerine getirildi.