connection için İngilizce-Türkçe çeviriler:

bağlantılı, bağlantı · bağ · ilişki · ilgi · bağlar · bağı · çevre · dost · yakın · akraba · dostluk · diğer çevirileri

connection bağlantılı, bağlantı

But the man seems to have some connection with you and I think I'd like to know what it is.

Ama adamın seninle bir bağlantısı var gibi görünüyor ve ben de bunun ne olduğunu öğrenmek istiyorum.

I think there's a connection.

Sanırım arada bir bağlantı var.

But she had a connection here in Las Vegas.

Ama Las Vegas'ta bir bağlantı burada vardı.

connection bağ

Well, no, it's just we have this connection and it's not just because we're both lonely

Aramızda bir bağ var ve bu sadece ikimiz de yalnızız diye değil. Hayır, ben yalnız değilim.

I believe in a strong connection between body and mind.

Vücut ve zihin arasında güçlü bir bağ olduğuna inanıyorum.

But what's the connection between this monster and Sophie?

Ama bu canavarla Sophie'nin arasında ne gibi bir bağ var?

connection ilişki

There's a connection but there's no bond.

Bir ilişki var ama arada bir bağ yok.

So there was a connection?

Yani bir ilişki var?

There's got to be a connection somehow.

Bir şekilde aralarında bir ilişki olmalı.

connection ilgi

Could it have something to do with the lab, or did she have a connection to the original victim, Lana Gregory?

Bu laboratuvar ile ilgili bir şey olabilir mi? Ve ya gerçek kurban Lana Gregory ile bir bağlantısı var mıydı?

So, they're not connected, but something about them is?

Yani bağlantılı değiller, ama onlarla ilgili bir şey bağlantılı?

Here they say everything's connected in the blanket, right?

Burada diyorlar ki, her şey battaniyeyle ilgili, değil mi?

connection bağlar

Good afternoon yes one minute sir connecting

İyi günler Evet, bir dakika efendim bağlıyorum

Good afternoon AYS, can I help you connecting sir.

İyi günler AYS, yardımcı olabilir miyim Bağlıyorum efendim.

It connects all the perverts.

Bu bütün sapıkları birbirine bağlar.

connection bağı

I still feel that connection.

Yine de o bağı hissediyorum.

Anyone have a deeper personal connection with Doyle?

Doyle'la derin bir kişisel bağı olan var mı?

They really feel this deep connection.

Gerçekten bu derin bağı hissediyorlar.

connection çevre

Brian was researching industrial pollution, and this is an environmental protest so there could be some connection.

Brian sanayi kirliliğini araştırıyordu ve bu da bir çevresel protesto yani bir bağlantısı olabilir.

How does a girl like that get such a well-connected benefactor?

Onun gibi bir kız, nasıl böyle çevresi geniş bir hayırsever bulmuş?

I do have one or two well-connected friends

Bir iki tane çevresi geniş arkadaşım var.

connection dost

It's not a problem, man, I got another connection.

Sorun değil dostum, başka bir yer daha biliyorum.

There's a real connection, man.

Bilmiyorum, gerçek bir bağ var dostum.

He's a friend with influence and connections.

O güçlü ve bağlantıları olan bir dost.

connection yakın

He wants a closer connection to John.

John ile yakın bir bağ kurmak istiyor.

The closer and more connected we became.

Daha yakın ve daha bağlanmış olduk.

A friend With close connections to the FBl

FBI ile yakın bağlantısı olan bir dosta.

connection akraba

A lieutenant, connected, should know stuff.

Bir teğmen, akraba işleri biliyor olmalı.

It's about family, it's about being connected.

Aile ile ilgili, akraba olmak ile ilgili.

What about his relative, Sir Obiya Hayato-no-sho; could he be connected to this?

Peki ya akrabası olan Bay, Obiya Hayato-no-sho'nun bununla bir bağlantısı olabilir mi?

connection dostluk

Camaraderie, human connection, love, or just free beer.

Arkadaşlık, dostluk, aşk ya da sadece beleş bira.

We're the "Unwed Mothership Connection.

Biz "Bekâr Anneler Dostluğu"ndanız.