excuse için İngilizce-Türkçe çeviriler:

özür · affedersiniz · izin · izin vermek · dilemek · bahane · mazeret · kusura bakmamak · bağışlamak · sebep · mazur görmek · döküntü · kusuruna bakmamak · diğer çevirileri

excuse özür

Excuse me, sir, but I think something weird is going on here.

Özür dilerim efendim ancak sanırım burada tuhaf bir şeyler dönüyor.

I'm sorry, would you excuse me?

Özür dilerim, izin verir misiniz?

Please listen! Excuse me, miss!

lütfen dinleyin! özür dilerim, bayan!

excuse affedersiniz

Excuse me, ma'am, is there anything else I could do for you?

Affedersiniz bayan, sizin için yapabileceğim başka bir şey var mı?

Excuse me, but what for?

Affedersiniz, ama ne için?

Excuse me, but what kind of bachelor party is this?

Affedersiniz ama bu nasıl bir bekarlığa veda partisi?

excuse izin

So if you'll excuse me, that very special somebody is waiting for me.

Ve eğer izin verirsen, o çok özel insan beni bekliyor.

Will you excuse us, please?

Bize izin verir misiniz, lütfen?

Captain, Mom. Will you excuse us, please?

Kaptan, anne bize biraz izin verir misiniz lütfen?

excuse izin vermek

So if you'll excuse me, that very special somebody is waiting for me.

Ve eğer izin verirsen, o çok özel insan beni bekliyor.

Will you excuse us for a minute, please?

Bize bir dakika izin verir misin, Iütfen?

But until then, if you'll excuse me

Ama o zamana kadar, eğer izin verirseniz

excuse dilemek

Excuse me, sir, but I think something weird is going on here.

Özür dilerim efendim ancak sanırım burada tuhaf bir şeyler dönüyor.

Excuse me, sir, I really don't

Özür dilerim efendim, ben gerçekten

Excuse me for being a good citizen.

İyi bir vatandaş olduğum için özür dilerim.

excuse bahane

Thought it was a pretty good excuse for a second shot.

İkinci bir şans için iyi bir bahane olduğunu düşündüm.

Find an excuse, doesn't matter what.

Bir bahane bul, ne olduğu önemli değil.

Just an excuse.

Sadece bir bahane.

excuse mazeret

I guess that's just an excuse, isn't it?

Sanırım bu sadece bir mazeret, değil mi?

At least you have an excuse.

En azından bir mazeretin var.

It may sound like an excuse, but I didn't want to disappoint you that day

Bu bir mazeret gibi gelebilir, ama o gün seni hayal kırıklığına uğratmak istemedim.

excuse kusura bakmamak

Thank you very much. Excuse me.

Çok teşekkür ederim, kusura bakmayın.

Excuse me, Mr. Evans. I'm sorry to bother you, but my husband is a gigantic fan.

Afedersiniz bay Evans. rahatsız ettiğim için kusura bakmayın ama kocam sizin devasa bir hayranınız.

Excuse me, ladies and gentlemen, sorry for the interruption.

Affedersiniz, bayanlar baylar, böldüğüm için kusura bakmayın.

excuse bağışlamak

Excuse me, not the most powerful woman, rather the most powerful monster.

Beni bağışlayın, en güçlü kadın değil, daha doğrusu en güçlü canavar değil.

Excuse me, gentlemen.

Beni bağışlayın, baylar.

Will you excuse me? I've got a terrible headache.

Bağışlayın beni, korkunç bir baş ağrım var.

excuse sebep

It's not an excuse, it's a reason.

Bir bahane değil bu, bir sebep.

It's a good excuse for another fight.

Yeni bir kavga için iyi bir sebep.

It's still not an excuse to kill.

Yine de öldürmek için bir sebep değil bu.

excuse mazur görmek

I'm charmed byyour enthusiasm, so excuse me ifl'm a bit ironic, but doesn'tyour

Coşkunuza hayran kaldım. Bu yüzden biraz ironiksem, beni mazur görün. Ama sizin

Excuse me for saying this, Miss Kearns –Mrs –Mrs Kearns.

Sözlerim için beni mazur görün Bayan Kearns. Bayan Kearns.

Ifyou wouldn'tmind excusing Sloane, I'd appreciate it.

Eğer Sloane'u mazur görürseniz, memnun olurum.

excuse döküntü

What a pathetic excuse for a school.

Bir okul için ne kadar acınası bir döküntü.

excuse kusuruna bakmamak

Madam President, please excuse my brother's passion.

Sayın Başkan lütfen kardeşimin kusuruna bakmayın.