flourished

Among these new plants, the birds are flourishing, and their calls form an ever-present chorus.

Bu yeni bitkilerin arasında, kuşlar gelişmekte, ve onların ötüşleri de sanki bir koro oluşturuyor.

The Lecce baroque flourished because it's easy to work the IocaI stone.

Lecce barok tarzı gelişti. Çünkü yerel taşlarla çalışmak daha kolay.

Juliette and Romeo flourish, and the child grows.

Juliette ve Romeo rahatladı, bebek de büyüdü.

And Quintus, how he flourished when removed from overbearing shadow.

Ve Quintus, nasıl o zaman kaldırılır gelişti dan gölge emrediyor.

And under my tutelage, he has flourished and blossomed, like the proverbial spring flower.

Ve vesayetim altında, gelişti ve çiçek açtı, meşhur ilkbahar çiçeği gibi.

Only then will the fig tree flourish again.

Ancak o zaman incir ağacı tekrar serpilebilir.

Yes, it's really flourished here.

Evet, burada gerçekten gelişti.

And that dream will flourish forever.

Ve bu hayal sonsuza dek gelişecek.

When young Harry stepped into Flourish and Blotts this morning to purchase my autobiography, Magical Me

Bu sabah genç Harry otobiyografim Sihirli Ben'i almak için Flourish ve Blotts'a gelmiş.

You know, Meg has really flourished since Lois was murdered.

Biliyor musun, Lois öldürüldüğünden beridir Meg gerçekten gelişti.