follow için İngilizce-Türkçe çeviriler:

takip · takip etmek · izlemek, izleme · uymak · devam · uygulamak · çıkmak · anlamak · sürdürmek · peşini bırakmamak · dinlemek · kovalamak · diğer çevirileri

follow takip

Ladies and gentlemen, follow me

Bayanlar ve baylar, beni takip edin.

All right, kids, follow me.

Tamam çocuklar, beni takip edin.

Could you follow him there?

Onu takip edebilir misin?

follow takip etmek

Why is it so important to follow them?

Onları takip etmek neden bu kadar önemli?

You're gonna keep following me, aren't you?

Beni takip etmeye devam edeceksin, değil mi?

Do you know why that car was following you?

Araba seni neden takip ediyormuş biliyor musun?

follow izlemek, izleme

So I got to thinking that maybe he wasn't the only one following them.

Ben de dedim ki belki onları izleyen bir tek o değildi.

Okay, follow me.

Tamam, beni izleyin.

Please follow me you too, my Lady

Lütfen beni izleyin siz de Leydim.

follow uymak

That's not good enough. follow the rules.

Bu yeterince iyi değil. Kurallara uy.

Please, just follow the rules.

Lütfen sadece kurallara uy.

He's a soldier, he follows orders.

O bir asker, emirlere uyar.

follow devam

You're gonna keep following me, aren't you?

Beni takip etmeye devam edeceksin, değil mi?

Please keep up. Follow me.

Lütfen devam, beni takip edin.

He's gonna keep following us, man.

Bizi takip etmeye devam ediyor, dostum.

follow uygulamak

He was only following orders.

O, sadece emirleri uyguluyordu.

Okay, then you follow them.

Tamam, o zaman uygula.

Well, then, please Follow your orders.

O halde lütfen, emirlerini uygula.

follow çıkmak

Follow it and find your way home.

Onu takip et ve çıkış yolunu bul

You did a good job following me.

Beni takip ederken iyi çıkardın.

Then follow me, I know a shortcut out of here.

O zaman beni izle, buradan kestirme bir çıkış biliyorum.

follow anlamak

Follow him. You got him?

Takip et onu, anladın mı?

Now I don't follow.

Şimdi de ben anlamadım.

Noemi writes a lonely hearts column called "Tell Noemi." ha ha ha! has quite a following.

Noemi, "Nomyi'ye Anlat" adında bir yalnız kalpler köşesi yazıyor. Ha ha ha! İyi bir istikbali var.

follow sürdürmek

I've been following you for so long, I know everything about you.

Seni çok uzun bir süredir takip ettim. Senin hakkında her şeyi biliyorum.

Drive slowly, I'll follow you.

Yavaş sür, seni takip edeceğim.

Seems like D.E.A. Was following him for a while.

Sanki bir süredir narkotik onu takip ediyormuş.

follow peşini bırakmamak

Dad, first stop following me.

Baba, önce benim peşimi bırak.

Apparently excitement and intrigue follow me.

Görünüşe göre heyecan ve entrika peşimi bırakmayacak.

This will follow me forever. 我一輩子都擺脫不掉了

Bu şey sonsuza kadar peşimi bırakmayacak.

follow dinlemek

She's just following Kagame's orders.

O sadece Kagame'nin emirlerini dinliyor.

The king's own guardsmen follow you,

Kralın kendi muhafızları seni dinleyecek.

Hello Mr. Whannel, follow your heart.

Merhaba Bay Whannel, Kalbinizi dinleyin.

follow kovalamak

Nice image, rabbit following a lamb.

Güzel manzara, kuzu kovalayan bir tavşan.