foods

There's enough food and water to live in here for almost two weeks without having to come out.

Burada yaşamak için yeterince yiyecek ve su var. Dışarı çıkmadan neredeyse iki hafta yeter.

I'm not exactly sure, but we have enough food and water for three months.

Tam emin değilim ama üç ay yetecek kadar yemek ve suyumuz var.

There wasn't enough food and water for both of us So he killed himself.

İkimiz için yeterince su ve yiyecek yoktu ve o intihar etti.

Alright, I'm gonna get some shoes and some food and make a phone call and I'll be right back, okay

Ben gidip, ayakkabı ve yiyecek bir şeyler alayım. Ve telefon edeceğim, hemen geri dönerim, tamam mı?

Take these good people in and give them food and drink.

Bu insanları içeri al ve onlara yiyecek içecek ver.

I'll find you something to eat, don't worry, I'll get food for you.

Sana yiyecek bir şeyler bulacağım merak etme sana yemek bulacağım.

This food is really wonderful, isn't it?

Bu yemek gerçekten harika, değil mi?

But I'll come back. And I'll bring you some more food.

Ama geri geleceğim ve sana yiyecek bir şeyler getireceğim.

Thank you for this wonderful food and

Bu güzel yemek için teşekkür ederim ve

This may be our last chance for normal food.

Normal bir yemek için bu son şansımız olabilir.