hot için İngilizce-Türkçe çeviriler:

sıcak · seksi · ateşli · kızmak · acı, acılı · ateşli olarak., ateşli olarak · çekici · yeni · taze · yakın, yakıcı · sıcacık · kızgın · sert · azgın · yakışıklı · şehvetli · hareketli · havalı · heyecanlı · şiddetle, şiddetli · diğer çevirileri

hot sıcak

All right, now be careful, because it's probably getting a bit hot.

Tamam, şimdi dikkatli ol, çünkü orası büyük ihtimalle biraz sıcak olacak.

Then bring cold food and hot coffee.

O zaman soğuk yiyecek ve sıcak kahve getir.

Come on let's have a hot night!

Hadi ama, sıcak bir gece geçirelim.

hot seksi

Yeah, that's just what I need is a nice, hot car.

Evet, tüm ihtiyacım bu, güzel ve seksi bir araba.

She's not that hot.

O kadar seksi değil.

And a hot young wife.

Ve de seksi bir eşin var.

hot ateşli

I mean, that's one of those movies that I mean, she's really hot in it, but it's also a good movie.

Demek istediğim, bu o şey filmlerden yani o filmde çok ateşli ama aynı zaman da film de güzel.

You got a hot date or something?

Ateşli bir randevun falan var?

Are those girls really that hot?

O kızlar cidden o kadar ateşli mi?

hot kızmak

Back then, if I wanted to see a really hot girl, my best bet was to watch a movie.

Ben gerçekten sıcak görmek istiyorsa, o zaman Geri kız, benim en iyi bahis bir film izlemek oldu.

This girl is hot.

Bu kız çok seksi.

Is that that hot girl?

O çekici kız değil mi?

hot acı, acılı

Be careful. It may be too hot for you.

Ama dikkat et, senin için çok acı olabilir.

Relax, it's just a hot sauce we're talking about.

Sakin ol, sadece bir acı sos için konuşuyoruz.

Only two choices: Shrimp in mild sauce, shrimp in hot sauce.

Sadece iki seçenek var tatlı soslu karides, acı soslu karides.

hot ateşli olarak., ateşli olarak

You know what, that's kind of hot.

Ne var biliyor musun, bu oldukça ateşli.

Yeah, well, she's lucky she's so hot, huh?

Bu kadar ateşli olduğu için çok şanslı, değil mi?

Come on, get hot, baby.

Haydi ateşli ol bebeğim.

hot çekici

She's a beautiful, hot woman, and you're not exactly

O güzel ve çekici bir kadın ve sen de tam olarak

Is that that hot girl?

O çekici kız değil mi?

She looks pretty hot here.

Burada da çok çekici görünüyor.

hot yeni

You're going to a new, hot club tonight, right?

Bu gece, yeni ve ateşli bir kulübe gidiyorsunuz, değil mi?

Do you have a hot, new korean girlfriend?

Seksi, yeni Koreli bir kız arkadaşın var?

We received a hot tip a few hours ago.

Evet. Birkaç saat önce yeni bir tüyo aldık.

hot taze

It's as hot as fresh milk.

Taze bir süt kadar sıcak.

Sir, it's fresh and hot.

Efendim, taze ve sıcak.

Fresh hot pizza!

Taze, sıcacık pizza!

hot yakın, yakıcı

Summer comes and it's very hot, two kids were born close to each other.

Yaz gelir, çok sıcak olur, iki çocuk doğdular birbirine yakın

Hot oil, scented candles, romantic music.

Masaj yağı, kokulu mumlar, romantik müzik.

A good hot steam bath is a soldier's greatest friend.

İyi bir sıcak buhar banyosu bir askerin en yakın dostudur.

hot sıcacık

A hot breakfast waiting for us.

Bizi bekleyen sıcacık bir kahvaltı.

What a hot little flower.

Küçük, sıcacık bir çiçek.

Fresh hot pizza!

Taze, sıcacık pizza!

hot kızgın

It still isn't hot enough!

Hala yeterince kızgın değil!

Sometimes his words are painful and sharp, like red-hot needles.

Bazen kelimeler acı ve keskindir tıpkı kızgın bir iğne gibi.

Dharma, his blood is hot.

Dharma, onun kızgın kanı var.

hot sert

Hot, strong and good.

Sıcak, sert ve iyi.

Have a hot tea or something stronger, if you like.

Sıcak bir çay ya da isterseniz daha sert bir şeyler içeriz.

She's a hot girl.

Çok sert bir kız.

hot azgın

There's a hundred hot horny chicks here tonight.

Burada yüz tane azgın piliç var bu gece.

Not one, but two hot and horny cougars!

Bir değil, iki tane ateşli ve azgın hatun!

Smoking hot, horny.

Çok seksi, azgın.

hot yakışıklı

And now because of a stupid lie, a really hot teacher's life could be ruined.

Şimdi de aptal bir yalan yüzünden, gerçekten yakışıklı bir öğretmenin hayatı mahvolmuş olabilir.

He's a hot young congressman.

Yakışıklı genç bir milletvekili.

hot şehvetli

He's a good lover. And he's hot!

İyi bir aşık. ve çok şehvetli!

I mean like hot, sexy, voluptuous girls.

Demek istediğim ateşli, seksi, şehvetli kızlar.

hot hareketli

Target's on the move, Hot Mama.

Hedef harekete geçti Seksi Anne.

We are a hot-tempered family.

Biz çok hareketli bir aileyiz.

hot havalı

Someone hot, smart, nice, cool, cute. Like the perfect girl for Tommy, okay?

Seksi, akıllı, hoş, havalı, tatlı biri ile Tommy için kusursuz kızla yani tamam mı?

This club is for hot, young, hip party people.

Bu kulüp seksi, genç, havalı parti insanları için.

hot heyecanlı

Crumb was incredibly exciting and incredibly hot.

Crumb, inanılmaz derecede heyecan verici ve seksiydi.

hot şiddetle, şiddetli

Hot, cold, sleep deprivation, intense noise, bright lights, threats of violence.

Sıcak, soğuk, uyku yoksunluğu, yoğun gürültü, parlak ışıklar, şiddet tehditleri.