jump için İngilizce-Türkçe çeviriler:

atlamak · zıplamak · atlama · sıçramak · sıçrama · üzerinden atlamak · içine atlamak · zıplama · sıçrayış · sevişmek · fırlama · diğer çevirileri

jump atlamak

Well eh, a lot of people would jump a hole in the air for a house like this.

Ha Eh, bir sürü insan atlamak istiyorum Böyle bir ev için havada bir delik.

Run and jump.

Koş ve atla.

A beautiful place to jump.

Atlamak için harika bir yer.

jump zıplamak

One, two, three, four, five, six, jump, seven, eight!

Bir, iki, üç, dört, beş, altı zıpla, yedi, sekiz!

She says, "Jump", and you jump.

O zıpla diyor, sen de zıplıyorsun.

Open the cage and jump!

Kafesi ve zıpla!

jump atlama

Jump in ten nine, eight seven, six, five four, three two, one.

Atlamaya on, dokuz, sekiz, yedi, altı, beş, dört, üç, iki, bir.

It's a jump rope!

O bir atlama ipi!

I can't jump that high!

O yüksek atlama olamaz!

jump sıçramak

Go one, two strong arms! three, four, five, six, jump, seven, eight!

Hadi bir, iki güçlü kollar! üç, dört, beş, altı, sıçra, yedi, sekiz!

A jump for the old man!

İhtiyar adam için bir sıçra!

One, jump, three, four.

Bir, sıçra, üç, dört.

jump sıçrama

But there is one safe jump spot.

Ama güvenli bir sıçrama noktası var.

There is another hive ship a single jump away from this system.

Bu sistemden tek bir sıçrama uzakta bir kovan gemisi daha var.

That was a quick jump.

Bu hızlı bir sıçrama oldu.

jump üzerinden atlamak

Then the girl jumped on me and began kissing me

Sonra kız üzerime atladı ve beni öpmeye başladı.

He jumped onto a cannon ball.

O bir top güllesi üzerine atladı.

That's when he jumped me.

Sonra o üzerime atladı.

jump içine atlamak

Well eh, a lot of people would jump a hole in the air for a house like this.

Ha Eh, bir sürü insan atlamak istiyorum Böyle bir ev için havada bir delik.

A beautiful place to jump.

Atlamak için harika bir yer.

It's it's too high to jump.

Bu Bu atlamak için çok yüksek.

jump zıplama

My name is Chris, and I like candy and jumping and colorful birds.

Benim adım Chris ve ben şekerlemeleri, renkli kuşları ve zıplamayı severim.

Quit jumping around like a baby.

Bir bebek gibi zıplamayı kes.

Jessica, stop jumping up and down, please.

Jessica, yukarı aşağı zıplamayı kes lütfen.

jump sıçrayış

Go one, two, three, four, five, six last jump seven, eight!

Hadi bir, iki, üç, dört, beş, altı son sıçrayış yedi, sekiz!

One little jump.

Ufak bir sıçrayış.

When's the jump?

Sıçrayış ne zaman?

jump sevişmek

This big boy loves to jump.

Bu koca oğlan atlamayı seviyor.

All he likes to talk about is bungee jumping.

Sevdiği tek şey bungee jumping hakkında konuşmak.

Ginger loved jumping.

Zencefil atlamayı severdi.

jump fırlama

Pascal Sauvage, jumped-up Frenchman.

Pascal Sauvage, fırlama Fransız.