leave için İngilizce-Türkçe çeviriler:

bırakmak · gitmek · terk etmek · yalnız bırak · ayrılmak · kalmak · izin · çıkmak · yapraklı · vermek · kalkmak · haline bırakmak · bir yerde bırakmak · unutmak · izinli · uzaklaşmak · yola çıkmak · kaybolmak · tatil · terketmek · veda · müsaade · diğer çevirileri

leave bırakmak

Nothing Mom, everything is fine, just leave me alone right now please.

Hiçbir şey anne, her şey yolunda. Sadece biraz rahat bırak lütfen.

Leave him alone, please.

Onu rahat bırak lütfen.

Sir, please leave this to me.

Efendim, lütfen bu işi bana bırakın.

leave gitmek

Now, please go out and leave me alone.

Şimdi, lütfen git, ve beni yalnız bırak.

So I'm going to leave now, right?

Yani ben artık gidiyorum, öyle mi?

And then you'd better leave, I really am very tired.

Sonra da gitsen iyi olur, gerçekten çok yoruldum.

leave terk etmek

We're friends now, and you want to leave me and him, the boy?

Artık arkadaşız ve sen, beni ve o çocuğu terk etmek mi istiyorsun?

Maybe she had a good reason to leave him.

Belki onu terk etmek için geçerli bir sebebi vardı.

Sam, don't you leave me.

Sam, beni terk etme.

leave yalnız bırak

I'm not your little girl any more, so please leave me alone!

Artık senin küçük kızın değilim, o yüzden beni yalnız bırak!

That's all, just leave me alone.

Hepsi bu, sadece beni yalnız bırakın.

It's like a wife, that won't ever leave me alone.

Bu bir gibi, beni hiç yalnız bırakmıyor.

leave ayrılmak

You know she's leaving next week, right? You do know that?

Biliyor musun o gelecek hafta buradan ayrılıyor, bunu biliyor muydun?

They're leaving in five minutes.

Beş dakika içinde ayrılıyorlar.

I know it hard, old woman, leaving.

Biliyorum bu zor yaşlı kadın, ayrılmak.

leave kalmak

Just one day and one game left and you want to leave?

Sadece bir gün ve bir oyun kaldı... .ve çıkmak istiyorsun?

That's why they're both staying in Kansas City and they won't leave.

Bu yüzden ikisi de bu yüzden Kansas City'de kalıyor ve şehri terk etmiyor.

I guess that leaves us.

Sanırım bu bize kalıyor.

leave izin

Dear Sam, I love you and I can't let you leave me.

Sevgili Sam, seni seviyorum ve beni terk etmene izin veremem.

That will definitely leave a mark.

Bu kesinlikle bir iz bırakacak.

Mr. President, I request permission to leave the fleet.

Bay Başkan, filoyu terk etmek için izin istiyorum.

leave çıkmak

Leave me alone, go away and leave me alone.

Yalnız bırak beni. Çık git ve beni yalnız bırak.

Wait five minutes and then leave.

Beş dakika bekle, sonra çık git.

He never leaves early for school.

O, okul için asla erken çıkmaz.

leave yapraklı

It's got three million leaves, four million flowers.

Üç milyon yaprağı ve dört milyon çiçeği var.

What kind of leaves then?

Ne tür yaprak öyleyse?

It's only a pile of leaves.

O sadece bir yaprak yığını.

leave vermek

Dear Sam, I love you and I can't let you leave me.

Sevgili Sam, seni seviyorum ve beni terk etmene izin veremem.

Believe me. I'm leaving to give us a chance.

İnan bana, bize fırsat vermek için gidiyorum.

Baker, before you leave, I have a secret mission for you.

Baker, gitmeden önce sana verecek gizli bir görevim var.

leave kalkmak

The plane leaves in two hours.

Uçak iki saat içinde kalkacak.

That flight leaves in two days.

O uçak, iki gün sonra kalkacak.

It leaves in two days.

İki gün sonra kalkacak.

leave haline bırakmak

Then go and leave us alone.

O halde git ve bizi yalnız bırak.

Then why did she leave me?

O halde neden beni bıraktı?

Better leave us alone, then.

O halde bizi rahat bırak.

leave bir yerde bırakmak

Find somewhere safe and leave me a sign. Remember:

Güvenli bir yer bul ve bana bir işaret bırak.

Let's leave and go somewhere we can talk, OK?

Bırak da konuşabileceğimiz bir yere gidelim, tamam mı?

What kind of a guy leaves a woman in a place like this?

Ne biçim bir erkek bir kadını böyle bir yerde bırakır, gider?

leave unutmak

So forget this job, I am leaving this city!

Bu işi unut, ben bu şehirden ayrılıyorum.

Forget this. I'm leaving.

Unut bunu, ben gidiyorum.

Anyway, after I leave forget me.

Ben gittikten sonra da beni unut.

leave izinli

We have a generous maternity leave package and child care and several telecommuting options.

Cömert bir doğum izni paketimiz mevcut. Ve çocuk bakımı. Ve çeşitli evden çalışma seçenekleri.

This isn't shore leave.

Bu bir kıyı izni değil.

I'm giving them shore leave.

Onlara kıyı izni veriyorum.

leave uzaklaşmak

Then we'll leave this city and go somewhere far away.

Sonra bu şehri terk edeceğiz ve çok uzak bir yerlere gideceğiz.

Leave me alone, stay away.

Rahat bırak beni, uzak dur.

Leave alone me take away from my

Beni rahat bırak. Uzak dur benden.

leave yola çıkmak

Very soon, we'll be leaving for Spain for the biggest attack in history.

Çok yakında, İspanya için yola çıkıyor olacağız. Tarihteki en büyük saldırı için.

Now, Special Agents DiNozzo and McGee were just leaving.

Şimdi, Özel Ajanlar DiNozzo ve McGee yola çıkıyor.

Agent Reese and his team are leaving now.

Ajan Reese ve ekibi şimdi yola çıkıyor.

leave kaybolmak

But did she leave or has she disappeared?

Ama gitti mi, yoksa ortadan kayboldu?

She had just disappeared leaving everything behind.

Birden ortadan kayboldu. her şeyi ardında bıraktı.

Now, go, scram, leave me alone.

Git artık. Kaybol! Rahat bırak beni.

leave tatil

But everyone leaves for vacation!

Ama herkes tatile çıkıyor!

Starting new lives, leaving Detroit, vacations, business trips fun, fun, fun.

Yeni bir yaşama başlamak, Detroit'ten kurtulmak, tatiller, gezileri eğlence, eğlence, eğlence

Emma's mother's sponsor is leaving for vacation to Bradpool

Emma'nın annesinin kefili tatil için Bradpool'a gidiyor.

leave terketmek

Clara wanted to leave him for you.

Clara senin için onu terketmek istedi.

What? Leave. Are you insane?

Ne? terketmek Sen, deli misin?

Eou maywant to leave yourhome, foryourown safety.

Kendi güvenliğiniz için evinizi terketmek isteyebilirsiniz.

leave veda

I just want to say goodbye, because I'm leaving you.

Sana veda etmek istiyorum, çünkü seni terk ediyorum.

Then this will be your leaving party!

O zaman bu senin veda partin olur!

It's actually Luke's leaving party.

Bu aslında Luke'un veda partisi.

leave müsaade

Lieutenant Blau, permission to leave granted.

Teğmen Blau, ayrılma isteğinize müsaade ediyorum.