meet için İngilizce-Türkçe çeviriler:

birleşmek · tanımak · tanışmak · bulmak, buluşmak · görüşmek · buluşma · karşılaşmak · tanıştırmak · karşılamak · görüşme yapmak · toplanmak · uygun · karşılaşma · uymak · diğer çevirileri

meet birleşmek

Now can you stay quiet I have an important meeting and it is my last chance

Artık sessiz olur musun! Çok önemli bir görüşmem var ve bu benim son şansım.

A strange place for a meeting.

Toplantı için ilginç bir yer.

And, again, a great honor to meet you.

Ve tekrardan, sizinle tanışmak büyük bir onur.

meet tanımak

He knows everyone, and he wants to meet you tonight.

Herkesi tanır ve bu akşam seninle tanışmak istiyor.

Well, meet victim number two:

Pekala, iki numaralı kurbanla tanış.

Meet my parents, Barb and Len.

Anne ve babamla tanış. Barb ve Len.

meet tanışmak

Well Well, it's an honour to meet you, sir, and a pleasure and I just wanna thank you for all your help.

Sizinle tanışmak bir şeref, efendim... .ve bir zevk, ve ben sadece, sadece tüm yardımlarınız için teşekkür etmek istiyorum.

This isn't easy for me, meeting everyone.

Herkesle tanışmak benim için kolay değil.

It's a pleasure meeting you, Miss

Sizinle tanışmak bir zevkti, Bayan

meet bulmak, buluşmak

We promised to meet here two years later, but she hasn't come yet.

İki yıl sonra burada buluşmak için söz verdik ama o hala gelmedi.

Well, if you want to meet somewhere else

Şey eğer başka bir yerde buluşmak istiyorsan

He wants to meet tonight. Why?

Bu gece seninle buluşmak istiyor.

meet görüşmek

Now can you stay quiet I have an important meeting and it is my last chance

Artık sessiz olur musun! Çok önemli bir görüşmem var ve bu benim son şansım.

Great. Then we'll meet you there.

Harika o zaman orada görüşürüz.

What kind of business meet?

Ne tür bir görüşmesi?

meet buluşma

Interesting choice for a meeting place.

Buluşma yeri için ilginç bir seçim.

Go and ask for a meeting.

Git ve bir buluşma iste.

Well, set up a meeting.

O zaman bir buluşma ayarla.

meet karşılaşmak

We meet after a long time.

Uzun bir süre sonra karşılaştık.

Number One, meet Number One.

Bir Numara", karşında "Bir Numara".

Did we meet somewhere?

Bir yerde mi karşılaştık?

meet tanıştırmak

Lauren, i would like you to meet sergeant gabriel, soon to be detective sergeant gabriel.

Lauren, seni Çavuş Gabriel ile tanıştırmak isterim ki, yakında Dedektif Çavuş Gabriel olacak.

Oh, Gloria, I'd like you to meet my new friend, Amanda.

Oh, Gloria, seni yeni arkadaşım Amanda ile tanıştırmak istiyorum.

Hey, I'd like you guys to officially meet Chloe.

Hey, çocuklar sizi resmen Chloe tanıştırmak istiyorum.

meet karşılamak

Maybe I wanted to meet her for myself.

Belki de kendim için onu karşılamak istedim.

Well, then, little prince, it's time to meet your queen.

Peki, o zaman, küçük prens, sizin kraliçe karşılamak için zamanı.

I want all key military personnel to meet in the war room in one hour.

Ben tüm kilit istiyorum askeri personel savaş odasında karşılamak için bir saat içinde.

meet görüşme yapmak

So we're having a meeting.

Yani bir görüşme yapıyoruz.

He wants a meeting right away.

Hemen bir görüşme yapmak istiyor.

My name is nikita And I'm requesting a meeting with ari tasarov

Adım, Nikita ve Ari Tasarov ile bir görüşme yapmak istiyorum.

meet toplanmak

Just come around and meet the ball, OK?

Sadece gel ve topu karşıla, tamam mı?

A big building where generals meet, but that's not important.

Generallerin toplandığı büyük bir bina ama bu önemli değil.

For the past few years, Ricky Gervais, Stephen Merchant, and Karl Pilkington have been meeting regularly for a series of pointless conversations.

Son birkaç yıldır; Ricky Gervais, Stephen Merchant ve Karl Pilkington bir dizi amaçsız diyaloglar serisi için düzenli olarak toplanıyorlardı.

meet uygun

This is not a nice place to meet.

Burası görüşmek için uygun bir yer değil.

Choose an appropriate meeting place.

Uygun bir buluşma yeri seçin.

This type of polyurethane meets national traffic safety standards.

Bu tür poliüretan ulusal trafik güvenliği standartlarına uygun.

meet karşılaşma

This meeting is not a coincidence, eh?

Bu karşılaşma bir rastlantı değil ha?

After that meeting, Mascarita became a full-time wrestler.

Bu karşılaşmadan sonra, Mascarita tam bir güreşçi oldu.

meet uymak

This is like a non-criminal's idea of a drug meet.

Bu sanki suçla alakası olmayanların uyuşturucu görüşmesi gibi.