near için İngilizce-Türkçe çeviriler:

neredeyse · yakınlarda, yakınında · yakın · yanında · yakında · az kaldı · hemen hemen · yaklaşmak · az daha · yaklaşık olarak · soldaki · yakına gelmek · diğer çevirileri

near neredeyse

I nearly didn't recognize you today, but that's the whole point, isn't it?

Bugün neredeyse tanıyamıyordum seni ama olay da bu zaten değil mi?

Matthew is my only son, and he nearly died.

Matthew benim tek oğlum ve neredeyse ölüyordu.

Nearly three months, and we can't even get engaged.

Neredeyse üç ay oldu ve daha nişanlanamadık bile.

near yakınlarda, yakınında

Miss Smith, there's a camp near this village full of soldiers.

Bayan Smith, köyün yakınlarında askerlerle dolu bir kamp var.

Is the train station near here?

Yakınlarda tren istasyonu var mı?

ls there a doctor near?

Yakınlarda doktor var mı?

near yakın

Well, it's just that you told me that you see these spirits when people are near death.

Peki, bu bana bu sadece var Bu ruhları görmek insanlar ölüme yakın olduğunda.

I found a good restaurant near here.

Buraya yakın güzel bir yer buldum.

And in the near future.

Hem de yakın bir gelecekte.

near yanında

No, I wanted to be near you, to make you happy, that's all.

Hayır, seni mutlu etmek için yanında olmak istedim, hepsi bu.

Come and sit near me.

Gel ve yanıma otur.

We got another burn victim near the University.

Üniversitenin yanında bir yanmış kurban daha var.

near yakında

Look, is there a phone somewhere near?

Yakında bir yerde telefon var mı?

But it was near good schools, and it was in a nice area.

Ama yakında iyi bir okul vardı. Ve orası çok güzeldi.

I nearly forgot. It's your birthday soon.

Neredeyse unutuyordum, yakında doğum günün var.

near az kaldı

She nearly killed a girl today.

Bugün az kalsın bir kızı öldürüyordu.

He nearly got us killed today.

Bugün az kalsın bizi öldürüyordu.

Colonel, the man nearly died.

Albay, adam az kalsın ölüyordu.

near hemen hemen

There's something about you nearly every day.

Hemen her gün senin hakkında bir şey var.

Not with him, just near him.

Onunla değil, onun hemen yanında.

Here's Wisconsin, it's right near Canada.

İşte Wisconsin. Kanada'nın hemen yanında.

near yaklaşmak

Nobody wants to be near her, Mr. President.

Hiç kimse ona yaklaşmak istemiyor, Sayın Başkan.

You go near her again, I swear to God

Bir daha onun yanına yaklaş, Yemin ederim

Come here near me.

Haydi gel yaklaş bana.

near az daha

He nearly killed me.

Az daha beni öldürüyordu.

That seal nearly got us killed.

O mühür bizi az daha öldürüyordu.

That bunch of bananostriches nearly split us.

Bu muz devekuşları bizi parçalıyordu az daha.

near yaklaşık olarak

It's been nearly a month, Senator.

Yaklaşık bir ay oldu Senatör.

Something happened nearly two centuries ago.

Yaklaşık iki yüzyıl önce bir şey oldu.

Nearly a month now.

Yaklaşık bir ay oluyor.

near soldaki

Crescent moon, red earth, fading sky and fading land, rootless grass, it's near

Hilal ay, kırmızı dünya, solan gök, solan yer, yeşil köksüz otlar, yakında.

near yakına gelmek

Relatives came and the time for ancestral rite was near.

Akrabalar geldi ve ayin için zaman da yakındı.