need için İngilizce-Türkçe çeviriler:

-meli · -malı · ihtiyaç · gerek, gerekirse · ihtiyacı olmak · lazım olmak · ihtiyaç duymak · zorunda olmak · eksik · gerektirmek · gereksinim · eksiklik · lüzum · gereklilik · muhtaç olmak · diğer çevirileri

need -meli

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

But still, if you need something you will let me know okay?

Ama hala bir şeye ihtiyacın olursa bana haber ver, tamam mı?

I'm sorry, there's something that you need to know.

Özür dilerim, bilmeniz gereken bir şey var.

need -malı

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

But still, if you need something you will let me know okay?

Ama hala bir şeye ihtiyacın olursa bana haber ver, tamam mı?

I'm sorry, there's something that you need to know.

Özür dilerim, bilmeniz gereken bir şey var.

need ihtiyaç

I know it's different for you because it's always different, but if you ever need

Senin için farklı olduğunu biliyorum. Çünkü her zaman farklıdır. Ama, eğer ihtiyacın olursa

You don't need me for that.

Bunun için bana ihtiyacın yok.

No, please, I really need it.

Hayır, lütfen çok ihtiyacım var.

need gerek, gerekirse

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

Now, there's something else we need to do

Şimdi yapmamız gereken başka bir şey var.

Gonna need a new one.

Yeni bir tane gerekiyor.

need ihtiyacı olmak

I know it's different for you because it's always different, but if you ever need

Senin için farklı olduğunu biliyorum. Çünkü her zaman farklıdır. Ama, eğer ihtiyacın olursa

And I will always need you.

Benim sana hep ihtiyacım olacak.

Sergeant Thompson said you were out here alone so I thought you might need help.

Çavuş Thompson senin burada yalnız olduğunu söyledi ben de yardıma ihtiyacın olabileceğini düşündüm.

need lazım olmak

Call me if you need anything, okay?

Bir şey lazım olursa beni ara, tamam mı?

If you need anything, just

Bir şey lazım olursa

I need you ready in ten minutes, okay?

On dakika içinde hazır olman lazım, tamam mı?

need ihtiyaç duymak

And he needs me, you heard him. And I know he needs you.

Bana ihtiyacı var, onu duydun sana da ihtiyacı olduğunu biliyorum.

Come on, everybody needs somebody.

Hadi ama herkes birine ihtiyaç duyar.

But she always called me when she needed me.

Ama bana ihtiyaç duyduğunda hep beni aradı.

need zorunda olmak

Working for Kate can be very difficult. I'm sorry, honey, I just really need someone who's professional.

Kate için çalışmak oldukça zor olabilir. üzgünüm tatlım ama benim gerçekten profesyonel birine ihtiyacım var.

Honestly, it's been a rough road for him and he needed somebody like you.

Gerçekten onun için zor bir yol oldu ve senin gibi birine ihtiyacı vardı.

You need to be happy for Max.

Sen Max için mutlu olmak zorundasın.

need eksik

And he's a little broken and he needs me.

Biraz da eksik ve bana ihtiyacı var.

Hey, Tom, you know what this scene needs?

Tom, bu sahnede ne eksik biliyor musun?

That's all I need: a goddamn war.

Bir de bu eksikti. Lânet bir savaş.

need gerektirmek

Crime needs punishment, doesn't it?

Suç, cezayı gerektirir, değil mi?

What kind of place needs privacy and security?

Nasıl bir yer gizlilik ve güvenlik gerektirir?

It needs a different personality.

Farklı bir kişilik gerektirir.

need gereksinim

The special kid needs special treatment.

Özel çocuğun özel tedaviye gereksinimi var.

Needs: soap, apples, salt, leather.

Gereksinimler: sabun, elma, tuz, deri.

It's an Essential Needs project.

Bu bir Temel Gereksinim projesi.

need eksiklik

All I need is these two hands and a lack of adult supervision.

İhtiyacım olan tek şey iki el ve yetişkin bir yöneticinin eksikliği.

need lüzum

No need to iintiimiidate us.

Bizi böyle tehdit etmene lüzum yok.

need gereklilik

There is no constitutional need.

Anayasal bir gereklilik yok.

need muhtaç olmak

Look, they've finally needed me.

Bak, sonunda muhtaç oldular bana.