ofthe

Ifyou say no, Elwood and I will come here for breakfast lunch and dinner every day ofthe week.

Eğer hayır dersen, Elwood ve ben haftanın her günü kahvaltı öğle yemeği ve akşam yemeği için buraya geliriz.

Think ofthe sword as part of the body. Like a finger. Like a tooth.

Kılıcı vücudun bir parçası gibi düşün, bir parmak gibi, bir diş gibi.

Your Honour, Mr Foreman, ladies and gentlemen ofthe jury.

Sayın yargıç, Bay Foreman, sayın jüri üyeleri

So film is like a record ofGod or the face ofGod or ofthe ever-changing face ofGod.

Yani film Tanrının kaydı ya da Tanrının yüzü gibi bir şey ya da Tanrının sürekli değişen yüzü.

Mr Tyson, members ofthe board

Bay Tyson, yönetim kurulu üyeleri

That's why it's called the Castle ofthe Egg.

İşte bu yüzden de adına Yumurta Kalesi deniyor.

Fortunately, Jim, the fate ofthe company doesn't depend on one man.

Neyse ki, Jim, bölüğün kaderi tek adama bağlı değil.

The end ofthe Cold War changed everything.

Soğuk Savaşın sonu her şeyi değiştirdi.

This mist reminds me ofthe myth of King Sebastian.

Bu sis bana Kral Sebastian söylencesini hatırlattı.

Secretary ofthe navy gave me these.

Donanma Bakanı bana bunları verdi.