once:

Because I look at you, and I think you were a child once, with a mother and a father and a home.

Çünkü sana bir bakıyorum da, ve bir zamanlar senin de annesi ve babası ve bir evi olan bir çocuk olduğunu düşünüyorum.

No, you only see it once, and then but that's not what's important.

Hayır, sadece bir kere görüyorum ve sonra ama önemli olan bu değil.

Do you remember what you told me once, a long time ago?

Uzun zaman önce, bir zamanlar bana ne dediğini hatırlıyor musun?

Well, then, I'm gonna ask you a question, and I'm only gonna ask it once.

Tamam peki o zaman sana bir soru soracağım ve bunu bir kez soracağım.

Well, nobody really knows him What else we got. because he only comes around once a year.

Hiç kimse onu gerçekten tanımıyor Başka ne varmış. Çünkü o yılda bir kere geliyor.

I've been married once, you know that, and once is enough for a man like me.

Bir kez evlendiğimi biliyorsun. Ve bir kez benim gibi bir adam için yeterli.

I had a friend once but she died a long time ago, sir.

Bir zamanlar bir arkadaşım vardı fakat uzun süre önce öldü.

You and the music and now it's all happening at once and it's really hard!

Sen ve müzik ve bunlar sadece bir kez oluyor ve gerçekten zor!

Yeah, well, maybe he is a really good kid, but he still hit Bob at least once.

Belki de gerçekten iyi bir çocuktur ama en azından bir kere de olsa Bob'a vurdu.

Stop being such a little girl and do something bad for once.

Küçük bir kız gibi davranmayı kes ve biraz da kötü şeyler yap.