order için İngilizce-Türkçe çeviriler:

emir · sipariş · sipariş etmek · emir vermek · düzen · sipariş vermek · emretmek · söylemek · sıra · düzensiz · ısmarlamak · yolunda, yol · talimat · hal · kural · komut · durum · tür · sınıf · buyruk · tarikat · ısmarlama · dizi · nişan · rütbe · düzenlemek · çeşit · hane · takım · derece · nizam · sıra ile · diğer çevirileri

order emir

Anyway, it doesn't matter you know these orders better than anyone.

Her neyse, önemli değil. Bu emirleri herkesten daha iyi biliyorsun.

Is that an order, boss?

Bu bir emir mi patron?

That's an order, now move!

Bu bir emirdir! Kımılda!

order sipariş

Papa, I order the same number every day and every day you ask me the same question.

Baba, her gün aynı sayıda sipariş veriyorum ve her gün bana aynı soruyu soruyorsun.

But I usually order the same thing.

Ama genelde hep aynı şeyi sipariş ediyorum.

I ordered it three days ago.

Üç gün önce sipariş ettim.

order sipariş etmek

So far, you've ordered a computer on a computer from a computer, and now you're listening to a computer.

Şimdiye kadar, bir bilgisayar kullanarak bir bilgisayardan bilgisayar sipariş ettin ve şu an da bir bilgisayarı dinliyorsun.

Why didn't you order any food?

Neden hiç yemek sipariş etmedin?

Did you order pizza?

Pizza sipariş ettin mi?

order emir vermek

Now who gave you that order?

Şimdi sana bu emri kim verdi?

Who gives you orders?

Sana emirleri kim veriyor?

Did she just give us orders?

Az önce bize emir mi verdi?

order düzen

There's a new world order coming, and I'm gonna be a king.

Yeni bir dünya düzeni geliyor ve ben orada kral olacağım.

Law and order!

Kanun ve düzen!

The whole new world order thing?

Şu yeni dünya düzeni yani.

order sipariş vermek

We're gonna make a very special pizza order just for you right now, okay?

Çok özel bir pizza sipariş verelim senin için hemen şimdi tamam mı?

I didn't order any breakfast.

Ben hiç kahvaltı siparişi vermedim.

Well, why did you order?

O zaman neden sipariş verdin?

order emretmek

From tragic suicide and murder, we move forward to a better and more ordered community.

Trajik intihar ve cinayet itibaren, biz daha iyi bir için ileriye taşımak ve daha fazla topluluk emretti.

It's just what the professor ordered.

Bu sadece profesör ne emretti?

I'm your superior officer and I'm ordering you, Private.

Ben senin üstünüm ve sana emrediyorum asker.

order söylemek

And cancel whatever the young lady ordered and bring her a bowl of chicken soup.

Ve genç bayan ne söylediyse iptal et ve ona tavuk çorbası getir

Order me a coffee.

Bana bir kahve söyle.

I didn't order this, Frank.

Bunu ben söylemedim Frank.

order sıra

In this order, Tess, Tamara, Gary, Maggie, Kendra, Martin, Neal, and Jim thought it would be funny.

Sırasıyla, Tess, Tamara, Gary Maggie, Kendra, Martin, Neal ve Jim bunu eğlenceli olacağını düşündü.

Then perhaps another drink is in order.

O zaman belki sırada yeni bir içki vardır.

In that order, but both are needed.

Bu sırada, ama ikisi de gerekli.

order düzensiz

Is this part of your new world order?

Bu yeni dünya düzeninin bir parçası mı?

Everything's in order here, is it?

Herşey düzenli burada, değil mi?

Okay, everything seems be in order.

Tamam, her şey düzenli görünüyor.

order ısmarlamak

And I ordered a rum and Diet Coke which I don't think this is.

Ve bende rom ve diyet kola ısmarladım ki bu o değil.

I ordered you another cup of coffee.

Sana bir fincan kahve daha ısmarladım.

I had ordered Chinese, and he says, "Chinese again?

Çin yemeği ısmarladım. O da, yine mi "Çin yemeği" dedi.

order yolunda, yol

I think everything's in order now.

Bence artık her şey yolunda.

I left everything in order.

Her şeyi yolunda bıraktım.

Now, order full ahead.

Şimdi tam yol emri ver.

order talimat

I was just following his orders.

Ben sadece talimatları takip ediyordum.

Everybody has orders.

Herkesin talimatları var.

Jin Sa Woo's instructions are my orders.

Jin Sa Woo'nun talimatları benim emirlerimdir.

order hal

Yes, Mr. Morgan, but I'm still giving the orders.

Doğru Bay Morgan ama emirleri hala ben veriyorum.

I'll order something else if I'm still hungry.

Hala olursam başka bir şey de sipariş veririm.

You're still giving the orders?

Hala emir mi veriyorsun?

order kural

Rules and order, right? right.

Kurallar ve düzen, değil mi? Doğru.

Chaos will be the new order and death, life,

Kaos, yaşam ve ölüm yeni kural olacak.

It's an orderly world, full of rules and numbers.

Bu düzenli bir dünya, tam kuralları ve numaraları.

order komut

And that's an order, Sir. yes. sir!

Ve bu bir emirdir. Emredersiniz komutanım!

Do you have any orders, Sir?

Bir emriniz var mı, komutanım?

Private Robert E. Lee Prewitt, reporting to the Company Commander, as ordered.

Er Robert E. Lee Prewitt emir ve görüşlerinize hazırdır komutanım.

order durum

I've got emergency orders to return.

Dönmem için acil durum emri aldım.

I've ordered emergency lighting and a scene tent.

Acil durum aydınlatması ve olay yeri çadırı istedim.

Mr. Spock immediately ordered general alert.

Spock derhal genel alarm durumuna geçti.

order tür

What kind of orders, sir?

Ne tür emirler, efendim?

What kind of secret order?

Ne tür bir gizli emirmiş bu?

What kind of trousers can we order for you today,

Pantolon Ne tür Sizin için bugün sipariş edebilirsiniz

order sınıf

Private first class cole reporting as ordered, sir.

Birinci Sınıf Er Cole emredildiği gibi rapor verecek efendim.

The order Plesiosauria was large and varied.

Plesiosauria'nın alt sınıfı geniş ve değişkendi.

Gilderoy Lockhart Order of Merlin, Third Class honorary member of the Dark Force Defense League and five times winner of Witch Weekly's Most-Charming-Smile Award.

Gilderoy Lockhart Merlin Nişanı, Üçüncü Sınıf Karanlık Sanatlar Savunma Birliği Onur Üyesi ve beş kez üst üste Cadı Gündemi'nin En Büyüleyici Tebessüm Ödülü'nü kazandım.

order buyruk

Ah, but there's a new order now.

Ah, ama artık yeni bir buyruk var.

It is Lord Taro's order!

Bu Lord Taro'nun buyruğu.

By order of Grima Wormtongue.

Gríma Solucandil'in buyruğu böyle.

order tarikat

Then, welcome, Mr. Harker To the Order of the Dragon.

O zaman Ejder Tarikatı'na hoş geldiniz Bay Harker.

Who did this The Order of Moriah?

Kim yaptı bunu, Moriah Tarikatı mı?

You have betrayed your order,Kahlan.

Tarikatına ihanet ettin, Kahlan.

order ısmarlama

Two years ago, Tevares placed a special order there.

Tevares iki yıl önce oraya ısmarlama çıkartma yaptırmış.

Don't order gazpacho again

Bir daha gazpacho ısmarlama

Maybe I can order a custom-designed model.

Belki de ısmarlama bir model sipariş edebilirim.

order dizi

A combination, an order of numbers.

Bir kombinasyon, bir rakam dizisi

I don't believe in alphabetical order, Justine.

İnan bana alfabetik sıraya göre dizili değil, Justine.

order nişan

San Raimundo Cross, Police Gold Order of Merit

San Raimundo Haçı Altın Polis Liyakat Nişanı

Gilderoy Lockhart Order of Merlin, Third Class honorary member of the Dark Force Defense League and five times winner of Witch Weekly's Most-Charming-Smile Award.

Gilderoy Lockhart Merlin Nişanı, Üçüncü Sınıf Karanlık Sanatlar Savunma Birliği Onur Üyesi ve beş kez üst üste Cadı Gündemi'nin En Büyüleyici Tebessüm Ödülü'nü kazandım.

order rütbe

Mostly, technical and electronic experts of the highest order.

Çoğunlukla en yüksek rütbeli teknik ve elektronik uzmanları.

Rank has its privileges. Orderly?

Rütbe ayrıcalıkları. Emrinde mi?

order düzenlemek

A woman who imposes fanatical moral order campaigns.

Fanatik ahlaki düzen kampanyaları düzenleyen bir kadın.

The camera's ready and it re-orders time.

Kamera hazır ve zamanı yeniden düzenliyor.

order çeşit

Some kind of order.

Bir çeşit sıralama var.

Apparently, the neighbors have some sort of restraining order.

Görünüşe göre komşularına bir çeşit yasaklama emri getirilmiş.

order hane

A couple of break-ins, drunk and dis-orderlies and this through from Manchester.

Bir kaç haneye tecavüz, sarhoşluk ve ahlaksızlık ile Manchester'dan gelen bu olay.

order takım

An SVR team, then, on your order.

O hâlde senin emrindeki bir SVR takımı.

order derece

That will reproduce the first-order term.

Bu birinci derece terimi oluşturacak.

order nizam

Peace and order!

Barış ve nizam!

order sıra ile

I name all our foundlings in alphabetical order.

Tüm yetimlerimize alfabetik sıraya göre isim veririm.