past için İngilizce-Türkçe çeviriler:

geçmiş · geçtiğimiz, geçeli, geçen, geçe · olmuş · son · geçmiş zaman · -den sonra, sonra · eski · mazi · ötesinde · öte · bir kimsenin geçmişi · bitmiş · diğer çevirileri

past geçmiş

Your dad has made some mistakes in the past, but he's a different person now.

Evet, geçmişte baban birçok hata yaptı, ama artık o farklı bir insan.

This could be your past.

Bu senin geçmişin olabilir.

No. No, that's the past.

Hayır, o geçmişte kaldı.

past geçtiğimiz, geçeli, geçen, geçe

This past week has been a very difficult week for me.

Geçen hafta benim için oldukça zorlu bir hafta oldu.

Yeah, well, it's a long story, but Eduardo O'Brian cornered her about her past.

Evet pekala, uzun bir hikaye, ama Eduardo O'Brian onu geçmişiyle ilgili köşeye sıkıştırdı.

It was a misunderstanding, but it's past.

Bir yanlış anlaşma oldu ama geçti.

past olmuş

This past week has been a very difficult week for me.

Geçen hafta benim için oldukça zorlu bir hafta oldu.

From a plastic knife, or something that could get past security?

Plastik bir bıçak ya da güvenlikten geçecek bir şey olabilir mi?

This could be your past.

Bu senin geçmişin olabilir.

past son

Thank you for everything you taught me in the past six months.

Son altı ay içinde bana öğrettiğin her şey için teşekkür ederim.

These past five years with you have been a gift, nate.

Seninle bu son beş yıl bir hediye oldu Nate.

You know, you've been different these past few weeks, Tony.

Biliyor musun, son bir kaç haftadır çok farklısın, Tony.

past geçmiş zaman

It's not always a good place to go, Michael the past.

Her zaman gitmek için iyi bir yer değildir Michael geçmiş.

Whenever I see It it only reminds me of a painful past.

Ne zaman onu görsem bana sadece acı dolu geçmişi hatırlatıyor.

The past and the present.

Geçmiş ve şimdiki zaman.

past -den sonra, sonra

and then you're here and there's no past.

ve sonra sen buradasın ve artık geçmiş yok.

The year went right past me, then another one, and

Benden geçmiş gitti, sonra başka bir yıl, ve

Then a day went past.

Sonra bir gün geçti.

past eski

I mean, but he also has like a past and an ex and all that heavy As do you.

Yani ama zaten bir geçmişi var ve eski gibi Ve bütün bu ağırlığı Senin yaptığın gibi.

What about past student records?

Ya eski öğrenci kayıtları?

Past He and I Friends ah

Eskiden o ve ben arkadaştık.

past mazi

Strangers talking about the past, always about the past.

Yabancılar gibi mazi hakkında konuşmak, her zaman geçmiş hakkında.

ALL THAT MATTERS IS PAST

ÖNEMLİ OLAN TEK ŞEY MAZİ

Shuo Yue's warriors and Yan Guo's grudges in the past.

Shuo Yue savaşçıları ve Yan Guo'nun kini artık mazide.

past ötesinde

This man must sail past old Valyria.

Bu adam eski Valyria'nın ötesine gidecek.

past öte

Two blocks past Jackson Square there, make a right and up two blocks.

İki blok ötede Jackson Square var, sağa dön ve yukarı, iki blok ötede.

past bir kimsenin geçmişi

I see a skinny little nobody with no past and no future.

Ne geçmişi ne de geleceği olan küçük ve sıska bir hiç kimse.

past bitmiş

Yes, the past happened, but it's over, isn't it?

Evet, geçmiş yaşandı. Ama bitti, değil mi?