rules

In fact, really, there's only one rule, and that is you've got to do as I tell you.

Aslında, gerçekten, sadece bir kural var, ve bu da ben ne dersem onu yapmak.

You're the only person who can help us because, Desmond, the rules don't apply to you.

Bize sadece sen yardım edebilirsin Desmond, çünkü kurallar, kurallar senin için geçerli değil.

Jake baby, I gave you a few simple rules and you just couldn't follow them.

Jake bebeğim, sana bir kaç basit kural verdim ve sen onlara uymadın.

Doctors gave us all these special rules and papers for children with her condition.

Doktorlar bize onun durumundaki çocuklar için olan özel kuralları ve belgeleri verdi.

And there's a new rule this year.

Bu sene yeni bir kural var.

You know, there's not a rule book for this kind of thing.

Biliyor musun, orada bir kural değil şey bu tür kitap.

This is a very important rule.

Bu çok önemli bir kural.

Yes, but is there a rule that says I have to be one thing?

Evet, ama bir şey olmam gerek diyen bir kural var?

The rules for tonight still stand, but tomorrow is a new day.

Kurallar bu gece de geçerli. Ama yarın yeni bir gün olacak.

Whatever it is, it doesn't matter what it is, it's just our rule.

Her ne boksa işte, ne olduğu önemli değil bu sadece bizim kuralımız.