served

I love my country, and it's an honour for me to serve my country, but it's still just a job.

Ülkemi seviyorum, ona hizmet etmek benim için bir onurdur, ama yine de o sadece bir iş.

But didn't you think it was a little bit odd that a show would cook and serve up a human being?

Ama sizce de öyle değil mi bu biraz garip olduğu bir gösteri olur yemek ve bir insan kadar hizmet?

It will serve you and only you, and that's put your life in danger.

Sadece ve sadece sana hizmet edecek, ve bu senin hayatını tehlikeye sokuyor.

Detective William James Taggart swore an oath to protect and serve the people of New York.

Dedektif William James Taggart New York halkını korumak ve onlara hizmet etmek için bir yemin etti.

This is a great opportunity for you to serve your country.

Bu ülkenize hizmet etmek adına sizin için büyük bir fırsat.

I just want to serve and make a real difference in the world.

Ben sadece hizmet etmek ve dünyada gerçekten bir fark yaratmak istiyorum.

The sheriff department is here for two reasons: To serve and to protect.

Şerif departmanı iki şey için vardır: hizmet etmek ve korumak.

Your Majesty, it is our pleasure to continue to serve and protect you.

Majesteleri, sizi korumaya ve hizmet etmeye devam etmek bizim için zevktir.

For someone like Todd, money and drugs serve the same purpose.

Todd gibi biri için de para ve uyuşturucu bu amaca hizmet eder.

Dying here here and now does it serve a purpose?

Burada ölmek burada ve şimdi bir amaca hizmet ediyor mu?