smart için İngilizce-Türkçe çeviriler:

zeki · akıllı, akıllıca, akılcı, akılı · güzel · yakışıklı · ukalalık, ukala · hoş · şık · büyük · hızlı · kurnaz · sert · önemli · becerikli · acımak, acı, acıtan, acıtmak · zarif · yeni · gösterişli · uyanık · temiz · usta · zekilik · ağrı · canlı · diğer çevirileri

smart zeki

No, this is no good for a smart girl like you, anyway.

Hayır, zaten bu senin gibi zeki bir kız için iyi değildi.

Is he smart enough for you?

Senin için yeterince zeki mi?

They ain't tough enough, smart enough or fast enough.

Onlar yeterince sert, zeki ya da hızlı değiller.

smart akıllı, akıllıca, akılcı, akılı

Yeah, 'cause you're smart. And you're a great dad, and what other choice do you have?

Evet, çünkü sen akıllısın ve mükemmel bir babasın, ayrıca başka bir şansın da var ki?

You're a really smart guy.

Gerçekten akıllı bir adamsın.

Very true and very smart.

Çok doğru ve çok akıllıca.

smart güzel

He is incredibly beautiful and he's a great lover. And he's funny and smart.

O inanılmaz güzel ve harika bir aşık. ve eğlenceli ve zeki.

You're a smart, beautiful young girl.

Sen zeki, güzel bir genç kızsın.

And she was smart and pretty and so, so young.

O zeki, güzel bir kızdı ve o kadar da gençti ki!

smart yakışıklı

I like him because he's handsome and he's nice and smart and handsome.

Hoş biri çünkü yakışıklı ve sevimli ve zeki ve yakışıklı.

Smart and handsome.

Zeki ve yakışıklı.

He's as smart as he handsome, isn't he?

Yakışıklı olduğu kadar zeki de, değil mi?

smart ukalalık, ukala

What's your idea, smart guy?

Senin fikrin ne, ukala?

Listen, smart mouth!

Dinle beni ukala!

Hey, Carne, what about those smart alecks in the back?

Hey, Carne, şu arkadaki ukala dümbelekleri ne olacak peki?

smart hoş

I like him because he's handsome and he's nice and smart and handsome.

Hoş biri çünkü yakışıklı ve sevimli ve zeki ve yakışıklı.

She's really smart and cute and funny and

O gerçekten akıllı ve hoş ve komik

Someone hot, smart, nice, cool, cute. Like the perfect girl for Tommy, okay?

Seksi, akıllı, hoş, havalı, tatlı biri ile Tommy için kusursuz kızla yani tamam mı?

smart şık

Very smart, sir.

Çok şık efendim.

You look very smart, Mr. Poirot.

Çok şık görünüyorsunuz, Bay Poirot.

His wife and kids dressed smart.

Karısı ve çocukları şık giyinmişler.

smart büyük

Chris is a lawyer, and he works with mom, so he's probably pretty smart.

Chris bir avukat ve annemle çalışıyor o yüzden büyük ihtimalle oldukça zekidir.

Yes, you are very big and smart.

Evet. Sen büyük ve zeki bir adamsın.

Used to, until he got too big and smart to learn.

Eskiden, ta ki öğrenmek için daha büyük ve zeki olana kadar.

smart hızlı

They made us too smart, too quick and too many.

Bizi çok zeki, çok hızlı ve çok sayıda yaptılar.

They ain't tough enough, smart enough or fast enough.

Onlar yeterince sert, zeki ya da hızlı değiller.

Too smart, too fast.

Çok zeki, çok hızlı.

smart kurnaz

I've got one smart son.

Kurnaz bir oğlum var.

Hmm. You're not smart enough.

Sen yeterince kurnaz değilsin.

Damn it, this guy's smart.

Kahretsin, bu herif çok kurnaz.

smart sert

They ain't tough enough, smart enough or fast enough.

Onlar yeterince sert, zeki ya da hızlı değiller.

He was really smart, really polite, but tough, you know?

Çok akıllı, çok kibar ama yine de sert biliyor musun?

Tough and smart.

Sert ve zeki.

smart önemli

You know what's more important than being smart?

Zeki olmaktan daha önemli olan ne biliyor musun?

Doesn't matter how smart you are.

Ne kadar zeki olduğun önemli değil.

Doesn't matter how smart she is.

Ne kadar zeki olduğunun önemi yok.

smart becerikli

A very smart, very resourceful, very paranoid sociopath.

Çok zeki, çok becerikli ve çok paranoyak bir sosyopat.

He's a resourceful man, but he's too smart.

O becerikli bir adam, çok zeki biri.

You're this talented, charming, handsome, capable, determined, smart man.

Sen yetenekli çarpıcı, yakışıklı, becerikli, kararlı yakışıklı bir adamsın.

smart acımak, acı, acıtan, acıtmak

A doctor, a very smart and sympathetic woman, pitied me and offered me another option.

Çok akıllı ve sempatik bir kadın olan doktor, bana acıdı. Ve başka bir seçenek sundu.

No, no, no. this thief is ruthless and smart.

Hayır, hayır. Bu hırsız hem acımasız hem de zeki.

Smart, fearless, clever, loyal protective of friends, ruthless if crossed.

Zeki, korkusuz, akıllı, sadık arkadaşlarını koruyan, sıkıştığında acımasız.

smart zarif

Mel Gibson is a smart and spiritual man!

Mel Gibson zarif ve de ruhani bir adam!

That Sadie Thompson, she's a pretty smart girl.

Şu Sadie Thompson, oldukça zarif bir kız.

Sabrina is a smart and sophisticated, classy woman.

Sabrina zeki, entelektüel ve zarif bir kadın.

smart yeni

Well, I have a new girlfriend. And she is super smart, if you know what I mean.

Şey, yeni bir kız arkadaşım var ve o süper zeki, eğer ne demek istediğimi anladıysan.

Plus, the new boyfriend is so smart.

Ayrıca yeni erkek arkadaşı çok zeki.

That's the new Smart car.

Bu yeni akıllı araç.

smart gösterişli

Yeah, they make him look smart, but he's not smart.

Evet, onu zeki gösteriyor, ama aslında zeki değil.

You showed 'em you were smart.

Sen onlara akıllı olduğunu gösterdin.

Sleek and smart.

Gösterişli ve zeki.

smart uyanık

That "Pearl King" Mikimoto was a smart one

Şu "İnci Kralı" Mikimoto uyanık bir adamdı.

A mini-mart robbery, smart-ass.

Küçük bir market soygunu. Uyanık!

After she left Millbank shit-smart, too clever to be a spy.

Millbank'ten ayrılalı beri. Çok uyanık, casus olmak için fazla zeki.

smart temiz

He's, like, nerdy but cool, and he's smart, cute, fresh-mouthed.

Çalışkan sanki ama havalı da. Zeki, sevimli, ağzı temiz.

smart usta

Master, you're smart Of course

Usta, elbette çok zekisin

smart zekilik

What type of smart?

Ne çeşit bir zekilik?

smart ağrı

I was just wondering, because it really smarts.

Sadece merak ediyorum çünkü gerçekten ağrı veriyor.

smart canlı

Oh, so beautiful and smart.

Ah, ne kadar güzel ve canlı.