solid için İngilizce-Türkçe çeviriler:

sağlam · katı · düz · sert · som · güvenilir · gerçek · sıkı · somut · dolu · tam · bütün · mükemmel · aralıksız · dayanıklı · katı cisim · cisim · diğer çevirileri

solid sağlam

Well, I've got a great team here and a solid support system at home.

Burada iyi bir takım ve evde de sağlam bir destek var.

It's their first solid lead.

Bu onların ilk sağlam ipucu.

We've got a solid lead.

Sağlam bir ipucumuz var.

solid katı

And remember, no solid food for the first week.

Ve sakın unutmayın, ilk hafta katı yiyecek yemek yok.

There's plenty of water out here, but it's frozen solid.

Orada bol su vardır fakat donmuş katı bir şekilde.

The young planet is no longer solid rock.

Genç gezegen artık katı bir kaya değildir.

solid düz

Well, I've got a great team here and a solid support system at home.

Burada iyi bir takım ve evde de sağlam bir destek var.

You do me a solid, I do you a solid.

Sen bana bir iyilik yap, ben de sana yapayım.

So, Navajo and tusk are both solid choices but I think you might be happier with Calla Lily.

Navajo ve fildişi, ikisi de sağlam seçimler ama bence siz Calla Lily ile daha mutlu olursunuz.

solid sert

Okay, I just need, like, a good, solid ten minutes.

Tamam, benim sadece iyi ve sert on dakikaya ihtiyacım var.

That rock salt hit something solid.

Kaya tuzu sert bir şeye çarptı.

That door is solid.

Bu kapı çok sert.

solid som

A solid diamond ring!

Som bir elmas yüzük!

That's a trunk full of solid gold.

Bu som altın dolu bir sandık.

a solid gold telephone.

Som altından bir telefon.

solid güvenilir

It's simple but still solid.

Basit ama hala güvenilir.

Since Tae Seong and Tae Gyun are both here, it feels solid. Huh?

Tae Seong ve Tae Gyun'un burada olması güvenilir hissettiriyor değil mi?

It's much safer, a solid building

Çok daha güvenli, sağlam bir yerdir.

solid gerçek

He's just a real, good, solid wizard, everyone.

O gerçek, iyi, sağlam bir büyücü, millet.

and solid and true.

ama sağlam ve gerçek.

This is a solid proposal, Christian.

Bu gerçek bir teklif, Christian.

solid sıkı

I'm offering you a solid business.

Sana sıkı bir teklif ediyorum.

Good and solid, and packed tight, but not too heavy.

Güzel ve sağlam, sıkıca hazırlanmış ama çok ağır değil.

You're you're a solid dude.

Sen çok sıkı bir dostsun.

solid somut

We finally have something solid.

Sonunda elimizde somut bir şey var.

Solid information, a secret terrorist organisation is planning an attack.

Somut bilgi, gizli bir terörist örgüt bir saldırı planlıyor

At least you've got a solid plan.

Hiç değilse somut bir planın var.

solid dolu

That's a trunk full of solid gold.

Bu som altın dolu bir sandık.

It's not solid iron, they're hollow.

Dolu demir değil, içleri boş.

Eight hours of solid boredom.

Sıkıntı dolu sekiz saat.

solid tam

Yeah, it's all real solid.

Evet bu tam katı bür gerçek.

No. Two solid months.

Hayır, tam iki aydır.

The green color is solid, or?

Yeşil renk mi tam yoksa

solid bütün

After all those balls of gas, a solid moon

Bütün o gaz toplarından sonra, katı bir uydu.

His internal organs are completely solid.

Bütün organları taş gibi sağlam.

And all solid foods. Whoo!

Ve bütün katı yiyecekleri

solid mükemmel

Peace and solid comfort, right?

Huzur ve mükemmel konfor, değil mi?

Now Kepler remembered the perfect solids of Pythagoras.

Kepler o an Pisagor'un mükemmel katı cisimlerini hatırladı.

Rock-solid advice, My King.

Mükemmel bir tavsiye Kralım.

solid aralıksız

And by the way, Grandpa Chen's a pretty solid look.

Bu arada Büyükbaba Chen, çok sağlam bir görünümdür.

Fight solidly magic

Aralıksız savaş, büyü.

solid dayanıklı

That's solid bronze, isn't it?

Bu çok dayanıklı değil mi?

A Jinnouchi man has to be solid and trustworthy!

Bir Jinnouchi erkeği dayanıklı ve güvenilir olmalıdır.

solid katı cisim

Definitely a solid high-density object.

Kesinlikle katı, yüksek yoğunluklu bir cisim.

solid cisim

Definitely a solid high-density object.

Kesinlikle katı, yüksek yoğunluklu bir cisim.