something için İngilizce-Türkçe çeviriler:

şeyler, şey · bir şey · birşey · · falan · bir parça şey · olağanüstü bir şey · mesele · madde · bişi · diğer çevirileri

something şeyler, şey

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

Look, there's something I've got to tell you.

Bak, sana söylemem gereken bir şey var.

Is there something you want me to say?

Senin bana söylemek istediğin bir şey var mı?

something bir şey

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

Look, there's something I've got to tell you.

Bak, sana söylemem gereken bir şey var.

But there was something.

Ama bir şey daha vardı.

something birşey

No, but this family means everything to me, and I just want to do something.

Hayır, ama benim için bu aile herşey demek, ve ben birşey yapmak istiyorum.

You want something special, and I'm not.

Sen özel birşey istiyorsun ve ben değilim.

This year I want something different.

Bu yıl daha farklı birşey istiyorum.

something

It's just You know, it's something to do.

Sadece, bilirsin işte, bir şeyler yapmak için.

It's, you know something.

Bu, bilirsin bir şey işte.

Or are you here for something else?

Yoksa başka bir için mi?

something falan

Did you need me for something? Yeah.

Bana bir şey için ihtiyacın falan var?

Do you have a girlfriend out of town or something?

Kız arkadaşın var da şehir dışında falan mı?

You want wine or something?

Şarap falan ister misin?

something bir parça şey

Being a part of something special makes you special, right?

Özel bir şeyin parçası olmak seni de özel yapar, değil mi?

I just wanted to be a part of something.

Ben sadece bir şeyin parçası olmak istemiştim.

Look, I'm giving you a chance to be a part of something special.

Bak, özel bir şeyin parçası olman için bir şans veriyorum.

something olağanüstü bir şey

I'm still looking for something more extraordinary than that.

Ben hâlâ bundan daha olağanüstü bir şey arıyorum.

Have I done something extraordinary here today?

Bu gün burada olağanüstü bir şey mi yaptım?

Eric did something wonderful.

Eric olağanüstü bir şey yaptı.

something mesele

This isn't about doing something good.

Bu iyi bir şey yapma meselesi değil.

Over money, or a girl or something.

Para ya da kız meselesi gibi bir şey.

I have to ask you something else. A matter of business.

Size başka bir şey daha sormalıyım, bir meselesi.

something madde

Cause of death: severe allergic reaction to something unknown.

Ölüm sebebi, ağır alerjik reaksiyon. Bilinmeyen bir maddeye karşı.

People noticed something peculiar that as radioactive substances emit energy, they transform.

İnsanlar tuhaf bir şey fark etti. Radyoaktif maddeler enerji yayarken değişiyordu.

A little bit of ash and something brown

Biraz kül ve kahverengi bir madde var.

something bişi

Oh, it's always something, isn't it?

Oh, her zaman bişi var, değil mi?

The Southern I njustice something

Güney adalet mi onun gibi bişi