spring için İngilizce-Türkçe çeviriler:

bahar, baharlar · gelmek · ilkbahar · kaynak · sonbahar · yay, yaylı · taze · güz · başlamak · bitmek · neden · kaplıca · pınar · çıkmak · patlatmak · amortisör · sıçrama · birden çıkmak · göz · birden yapmak · diğer çevirileri

spring bahar, baharlar

Ladies, gentlemen. Thank you for joining me on this beautiful spring morning.

Bayanlar ve baylar, bu güzel bahar gününde bana katıldığınız için teşekkürler.

Ernie banks showed up every spring thinking, "this is the year.

Ernie Banks, her bahar "Bu yıl, o yıl." diye düşünerek çıktı ortaya.

It's spring, Goddamn it and they're look at 'em.

Lanet olasıca bahar geldi ve onlar Onlara bir bak.

spring gelmek

Bring spring and summer, fall and winter

Gelsin bahar ve yaz, sonbahar ve kış

A new spring is here

Yeni bir bahar geldi.

And soon it was spring and summer again.

Ve yakında bahar ve yaz geliyordu yeniden.

spring ilkbahar

First comes spring and summer but then we have fall and winter.

Önce ilkbahar ve yaz gelir ama sonra sonbahar ve kış.

Before last spring, I remember nothing, nothing at all.

Geçen ilkbahardan önce hatırladığım bir şey yok, hiç bir şey yok.

He died last spring.

O geçen ilkbaharda öldü.

spring kaynak

But I found the real spring!

Ama ben gerçek kaynağı buldum!

There is a spring there.

Orada bir kaynak var.

That's a spring.

Bu bir kaynak.

spring sonbahar

First comes spring and summer but then we have fall and winter.

Önce ilkbahar ve yaz gelir ama sonra sonbahar ve kış.

Spring and summer, autumn and winter.

Bahar ve yaz, sonbahar ve kış.

Winter, spring, summer, fall,

İlkbahar, yaz, sonbahar, kış.

spring yay, yaylı

I checked the window ten times and never found a spring.

Pencereyi on kez kontrol ettim ve hiç yay bulamadım.

It's It's a latch, a spring-loaded hinge, a nail and a piece of pipe.

Bu, bu bir kapı mandalı, yaylı menteşe, çivi ve boru parçası.

There's a cuff and a spring.

Bir yay ve kelepçe var.

spring taze

I brought some spring water.

Biraz taze su getirdim.

Hi! I'm Empire High's "fresh spring water," Jo Myung Soo.

Ben İmparatorluk Lisesinin "taze kaynak suyu" Jo Myung Soo.

A fresh spring blossom.

Taze bir bahar çiçeği.

spring güz

Spring, summer, fall, winter

Bahar, yaz, güz ve kış

Fall and Spring prisons.

Bahar ve güz hapishaneleri.

We just finished fall-spring semester.

Güz Bahar Dönemini yeni bitirdik.

spring başlamak

It started like every spring.

Her bahar gibi başladı.

When spring came, Goni began traveling the country with Mr. PYEONG.

İlkbahar geldiğinde Goni, Bay Pyeong ile ülkeyi dolaşmaya başladı.

And why this frenzied chlorophyilous orgy starts each spring is no enigma

Ve bu çılgın klorofil aleminin neden her bahar başladığı, sır değil

spring bitmek

Spring break was over a month ago.

Yaz tatili bir ay önce bitti.

The spring street's almost done.

Spring sokaktaki neredeyse bitti.

We just finished fall-spring semester.

Güz Bahar Dönemini yeni bitirdik.

spring neden

The first was william browder,also on spring break,c.o.d.asphyxiation.

İlki William Browder, o da bahar tatilindeydi. Ölüm nedeni boğulma.

The spring often causes undue excitement.

Bahar çoğu zaman aşırı heyecana neden olur.

And why this frenzied chlorophyilous orgy starts each spring is no enigma

Ve bu çılgın klorofil aleminin neden her bahar başladığı, sır değil

spring kaplıca

A hot-spring, a golf course and now weekend farming lots.

Bir kaplıca, golf sahası, ve şimdi haftalık tarım revaçta.

Steamy hot thermal springs.

Buharlı sıcak bir kaplıca.

spring pınar

Blue Rock Springs.

Blue Rock Pınarı.

St. Ninian's spring.

Aziz Ninian'ın pınarı.

spring çıkmak

Now, look here, Earle, Mac spent a fortune springing you.

İyi dinle Earle, Mac, seni çıkarmak için bir servet harcadı.

Mac spent a fortune springing you.

Mac seni çıkarmak için servet ödedi.

spring patlatmak

A tornado outside Palm Springs, a warehouse explosion in Jersey, a tsunami on lake Michigan.

Palm Springs'in dışında bir hortum, Jersey'de bir depo patlaması, Michigan gölünde bir tsunami.

I got a coiled up spring ready to boi-oi-oi-oi-oing.

Engellenmiş bir fıskiyem var ve pa-pat-patla-patlamak için hazır.

spring amortisör

Campagnolo get me a new spring!

Campagnolo bana yeni amortisör getir.

spring sıçrama

This baby is spring-loaded.

Bu bebek sıçrama konumuna geçti!

spring birden çıkmak

Now, look here, Earle, Mac spent a fortune springing you.

İyi dinle Earle, Mac, seni çıkarmak için bir servet harcadı.

spring göz

For me, your shining eyes Turn each day into spring

Benim için, senin ışıldayan gözlerin her günü bahar yapıyor.

spring birden yapmak

Doing a little spring cleaning over here.

Ufak bir bahar temizliği mi yapıyorsun?