state için İngilizce-Türkçe çeviriler:

eyalet · devletli, devlet · durum · özel · demek · şehir · bildirmek · ülke · söylemek · bölge · belirtmek · resmi · görkem · hal · duru · tören · şart · açıklamak · konum · evre · devlete ait · ifade etmek · belirlemek · ihtişam · diğer çevirileri

state eyalet

State police will be here first thing tomorrow morning.

Eyalet polisi yarın sabah ilk olarak buraya gelecek.

State's Attorney doesn't want to bargain with Mr. Sweeney and look weak on crime.

Eyalet Savcısı Bay Sweeney ile pazarlık yapmak ve zayıf görünmek istemiyor.

State pillow fighting championships. dollar beers, wet t-shirts.

Eyalet Yastık kavgası şampiyonası. Dolar birası, ıslak T-shirtler.

state devletli, devlet

Ladies and gentlemen, United States Secret Service.

Bayanlar ve baylar, Birleşik Devletler Gizli Servisi.

Yes, sir. Captain Wild Bill Kelso, United States Army Air Corps.

Yüzbaşı Vahşi Bill Kelso, Birleşik Devletler Ordusu Özel Hava Birliği

United States Special Forces.

Birleşik Devletler Özel Kuvvetler.

state durum

Why is the house in such a bad state?

Bu ev neden bu kadar kötü durumda?

Dr. Lee Cho In, have you recently checked the patient's state?

Dr. Lee Cho In, hastanın son durumunu kontrol ettiniz mi?

This current state of chaos won't last forever.

Şu anki kaos durumu sonsuza kadar sürmeyecek.

state özel

The specific law in this state, Your Honor, is very, very clear about that.

Bu eyaletteki özel hukuk, Sayın Yargıç bu konuda, çok ama çok açıktır.

United States Special Forces.

Birleşik Devletler Özel Kuvvetler.

Everyone wants information, Congress, Secretary of State and especially General Fogarty.

Herkes bilgi istiyor. Meclis, Bakanlar ve özellikle de General Fogarty.

state demek

The United States will be blind and deaf, which means they won't be attacking anybody.

Amerika Birleşik Devletleri kör ve sağır olacak, bu da kimseye saldıramayacaklar demek.

David used to always say, "church and state".

David eskiden sürekli "Kilise ve Devlet" derdi.

ln other words, your natural state.

Başka bir deyişle, doğal halindesin.

state şehir

What city and state, please?

Şehir ve eyalet lütfen?

Last known address, Eastern State Hospital,

Son bilinen adresi, Doğu Şehir Hastanesi.

And they're all from different towns, different states?

Ve hepsi farklı şehirlerden, farklı eyaletlerden mi?

state bildirmek

The State Security knows everything.

Ulusal Güvenlik her şeyi biliyor.

Extradition between France and the United States Is a bureaucratic nightmare you know that.

Biliyorsun, Fransa ve Amerika arasında suçlu iadesi tam bir bürokratik kâbus.

Even the state's attorney the new state's attorney thinks there's nothing there.

Bölge savcısı bile Yeni bölge savcısı bile bir şey olmadığını düşünüyor.

state ülke

Sir? and a country, the United States of America, that changed the world.

Efendim? Ve bir ülke, Amerika Birleşik Devletleri, Dünyayı değiştiren bir ülke.

They're offering a free state.

Özgür bir ülke teklif ediyorlar.

This is, of course, a very democratic state.

Burası tabii ki de demokratik bir ülke.

state söylemek

With this hat, I State your name.

Bu şapka ile ben, adını söyle.

As I said the other day, Watson, monogamy is not a natural state.

Geçen gün söylediğim gibi, Watson, tek eşlilik doğal bir durum değil.

Ba kaný United States national security oðlumun for me today the risk olu turduðunu said.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı bugün bana oğlumun ulusal güvenlik için risk oluşturduğunu söyledi.

state bölge

Even the state's attorney the new state's attorney thinks there's nothing there.

Bölge savcısı bile Yeni bölge savcısı bile bir şey olmadığını düşünüyor.

Peter Florrick was a corrupt and convicted state's attorney.

Peter Florrick ahlaksız ve mahkum edilmiş bir bölge savcısı.

An hour ago, I resigned as state's attorney of Cook County.

Bir saat önce, Cook Bölgesi savcılığı görevimden istifa ettim.

state belirtmek

Mr. Ellis stated that he never went inside that house and he never touched that crowbar.

Bay Ellis o asla bu evin içinde gitti belirtti ve o bu kazayağı hiç dokunmadım.

I mean, the law clearly states

Yani, kanun açıkça belirtiyor ki

Now, the third Rule clearly states,

Şimdi üçüncü kural açıkça belirtir ki,

state resmi

A formal complaint from the United States District Attorney's Office.

Amerika Birleşik Devletleri Bölge Savcılığı'ndan gelen resmi bir şikayet.

A stark picture of a man in a dangerous psychological state.

Bir adam bir sade resmini tehlikeli bir psikolojik durumda.

You're officially Captain Chris I'm-Gonna Break-the-State-TD-Scoring-Record now.

Resmi olarak Kaptan Chris'sin. Eyalet skor rekorunu kıracaksın.

state görkem

A stately pleasure dome decree

Görkemli bir zevk kubbesi Xanadu'da

In Xanadu did Cubla Khan A stately Pleasure Dome decree '

Kubla Han, buyurdu yapıla Görkemli bir zevk kubbesi, Xanadu'da

A stately old vessel

Görkemli eski bir gemi

state hal

It's a much more ordered state.

Çok daha düzenli bir hal.

Peace Isn't a permanent state.

Huzur daimi bir hal değildir.

Knocking out the Z-waves must have compromised her solid-state drive.

Z dalgasına yapılan müdahale katı hal sürücüsüne zarar vermiş olmalı.

state duru

Well, maybe that's a better state to be in.

Belki de olmak için daha iyi bir durumdur.

Everybody knows That's just a temporary state

Herkes bilir ki şunu Geçici bir durumdur bu

Hopefully, this is a temporary state.

Umarım, bu geçici bir durumdur.

state tören

Um, State is this weekend.

Tören bu hafta sonu.

A state funeral is prepared.

Bir devlet töreni hazırlandı.

You know, state funerals, abdications, the usual.

Devlet törenleri, tahttan çekilmeler, bildik şeyler işte.

state şart

appears to the United States Parole Commission that

Birleşik Devletler Şartlı Tahliye Komisyonu

Virginia state parole records indicate he's a patient here.

Virginia Eyaleti şartlı tahliye kayıtlarına göre burada tutuluyor.

Ladies and gentlemen, that convenes the state of Tennessee parole hearing for today.

Baylar ve bayanlar tennessee eyaleti şartlı tahliye kurul toplantısı bugün için bitmiştir.

state açıklamak

Seven years after Tommy disappeared, the state declared him legally dead.

Tommy ortadan kaybolduktan yedi yıl sonra. devlet yasal olarak öldüğünü açıkladı.

Howie just announced his candidacy for State Assembly last month.

Howie daha geçen ay eyalet Meclis adaylığını açıkladı.

state konum

Vicinity eastern United States, sir.

Konumları Doğu ABD, efendim.

state evre

Dr Apollinaire felt he had entered the algid state.

Dr Apollinaire hastanın titreme evresine girdiğini fark etti.

state devlete ait

In two months, the United States officially belongs to them.

İki ay içinde, Birleşik Devletler resmen onlara ait olur.

state ifade etmek

The person in question, Mr Vansant, states thathe'dfallen asleep.

Sözkonusu şahıs, Bay Vansant, kızın yanında uyuyakaldığını ifade etti.

state belirlemek

Now, each state has a federally designated organ procurement organization, an O.P.O.

Her eyalet hükümetçe belirlenmiş Bir organ tedarik organizasyonuna O.T.O.'ya sahiptir.

state ihtişam

This is a state-of-the-art, morphogenetic template.

Bu sanatın ihtişamı. Morfogenetik kalıp.