stream için İngilizce-Türkçe çeviriler:

dere, dereler · akış · akarsu · akıntı · akmak, ak · nehir · su · akım · sürmek · diğer çevirileri

stream dere, dereler

There are big green fields and a stream and a barn and lots of different animals.

Kocaman yeşil bir alan ve bir dere, ve bir ahır ve pek çok değişik hayvan var.

If I had drank less whiskey and more water from that stream,

Eğer daha az viski içseydim ve dereden daha fazla su içseydim,

There's a stream down here somewhere.

Burada aşağılarda bir yerde, bir dere var.

stream akış

It's a stream of communication between designer and player.

Bu tasarımcı ve oyuncu arasında bir iletişim akışı.

That coke provides a nice income stream.

Kokain çok iyi bir gelir akışı sağlıyor.

Platform data stream secure.

Rampa veri akışı güvende.

stream akarsu

This isn't even a real stream!

Bu gerçek bir akarsu bile değil!

Something like that with a stream below.

Altında akarsu gibi bir şey. Bu telaş ne?

Yeah, it's on a stream.

Evet, bir akarsu üzerinde.

stream akıntı

Hell no dude, this isn't even a real stream!

Kesinlikle yok dostum, bu gerçek bir akıntı bile değil!

With a woman it's all in one flow like a stream.

Ama bir kadın için, her şey bir akıntı gibi devamlıdır.

Just a little stream.

Sadece küçük bir akıntı.

stream akmak, ak

Dr. Magnus, I'm receiving an incoming data stream.

Dr. Magnus, gelen bir veri akışını alıyorum.

like the bloodline of Kings A swiftly flowing stream of memory and sorrow

Kralın soyu gibi çabucak akan bir dere bir anın ve kederin

So let justice flow like a river and righteousness like an ever-flowing stream.

Öyleyse adaletin bir nehir gibi ve doğrulukla akmasına izin verin.

stream nehir

So let justice flow like a river and righteousness like an ever-flowing stream.

Öyleyse adaletin bir nehir gibi ve doğrulukla akmasına izin verin.

Aha gah hel'lah means "river,"but sometimes, it means" stream.

Aha gah hel'lah, "nehir"demektir ama bazen" dere" anlamına da gelir.

Through the park, tree-bordered, green-banked, the Avon flows, a small and placid stream.

Parkta bir uçtan bir uca ağaçlarla sınırlanmış, yeşillere boyanmış küçük ve durgun akıntılı Avon Nehri akar.

stream su

If I had drank less whiskey and more water from that stream,

Eğer daha az viski içseydim ve dereden daha fazla su içseydim,

Sometimes as wise as old men at others, like a carefree stream.

Bazen bir yaşlı kadar bilge... .gamsız bir su akıntısı gibi.

Not the new, but the old Mill stream

Yeni değil ama eski Değirmen suyu akıntısı

stream akım

The streaming nuclei suggests voltage.

Akım voltaj olduğunu işaret eder.

stream sürmek

Keep the raft mid-stream.

Salı nehrin ortasından sürün.