sure için İngilizce-Türkçe çeviriler:

emin · tabii · elbette · kesinlikle · kesin · güvenilir · emin olma., emin olma · mutlak · şüphesiz · muhakkak · sıkı · kuşkusuz · sağlam · olumlu · kesinlik · kati · diğer çevirileri

süre

sure emin

I don't know how, I don't know why, but I'm sure there's a very good reason for it.

Nasıl ya da neden bilmiyorum, Ama eminim ki bunun için çok güzel bir neden vardır,

Are you sure you're only one woman?

Sadece tek bir kadın olduğundan emin misin?

But she didn't, and she wanted to be sure.

Ama o bilmiyordu ve emin olmak istedi.

sure tabii

Sure, go on like this, and you'll be dead before doing anything.

Tabii, bu şekilde devam et ve bir şey yapmadan önce ölmüş olacaksın.

Yeah, sure sure.

Evet tabii, tabii.

Sure, but where?

Tabii, ama nereye?

sure elbette

Sure, but can I ask you a question first?

Elbette. Ama önce sana bir şey sorabilir miyim?

Sure, you did, but did it see you, baby?

Elbette ki gördün ama o seni gördü mü, bebeğim?

Yeah, sure, right.

Evet, tabii, elbette.

sure kesinlikle

It sure is a beautiful day for it.

Bugün kesinlikle bunun için güzel bir gün.

Well, the world sure looks better up here.

Dünya buradan kesinlikle çok daha iyi görünüyor.

Good. Now get to work. Sure

Güzel, şimdi kesinlikle işe git.

sure kesin

Look Sarah, this new job it's not a sure thing yet.

Bak Sarah, bu yeni bir iş. Henüz kesin bir şey yok.

It's not easy, that's for sure.

Bu kolay değil. Orası kesin.

Well, maybe not a sure thing, but it's certainly better than, you know, soap.

Tamam, belki kesin değil ama, kesinlikle şeyden daha iyi, biliyorsun, sabundan.

sure güvenilir

Are you sure you're safe here?

Burada güvende olduğuna emin misin?

Are, we sure this thing is safe.

Bu şeyin güvenli olduğundan emin miyiz?

So you're sure this is safe?

Bunun güvenli olduğuna emin misin?

sure emin olma., emin olma

Don't be so sure about that!

O konuda o kadar emin olma.

Now, don't be so sure.

O kadar emin olma.

Oh, don't be so sure.

Oh, Çok emin olma.

sure mutlak

Trust me. This is a sure thing.

Bana güven, bu mutlak bir şey.

Please call me for sure.

Lütfen beni ara mutlaka.

Because surely that young girl must have screamed.

Çünkü çünkü o küçük kız mutlaka çığlık atmış olmalı.

sure şüphesiz

I don't have a theory, but this guy sure looks good as a suspect.

Bir teorim yok ama bu adam iyi bir şüpheli gibi görünüyor.

Maybe, not sure, uh, but this guy he was there, no doubt.

Olabilir, emin değilim. Fakat bu adam oradaydı, hiç şüphem yok.

Ji surely pick a good time for a hunt

Ji şüphesiz av için iyi bir vakit seçmiş.

sure muhakkak

Then you'll surely understand.

O zaman muhakkak anlarsın.

Surely I'm allowed a social life, sir?

Muhakkak sosyal bir hayata iznim var efendim.

Surely, there are more appropriate places.

Daha uygun yerler vardır muhakkak.

sure sıkı

You sure this is tight enough?

Yeterince sıkı olduğuna emin misin?

Are you sure it's tight?

Sıkı olduğundan emin misin?

Make sure it's tight.

Sıkı olduğundan emin ol.

sure kuşkusuz

Surely he'll be okay out there, right?

Kuşkusuz iyi olacaktır orada, değil mi?

Our young master is surely picky.

Genç efendimiz kuşkusuz çok seçici.

Gentlemen, surely a little healthy competition isn't a bad thing.

Baylar, kuşkusuz sağlıklı bir rekabet hiç de kötü değildir.

sure sağlam

Yeah, slowly but surely.

Evet, yavaşça ama sağlam.

The boy was always sure-footed before.

Çocuk daha önce hep sağlam adımlar atardı.

sure olumlu

She's sure, I'm positive.

O Emin, Benim için olumlu.

John's not so sure, but Helen's really positive.

John o kadar emin değil ama Helen olumlu bakıyor.

sure kesinlik

And, Father, you have a sureness and a speed unmatched by anyone.

Ve baba, sende hiç kimsede olmayan bir kesinlik ve hız var.

sure kati

I'm sure you'd want the same for Katie.

Eminim sen de Katie için aynısını istersin.