tastes

This orange juice tastes terrible. Oh! It tastes horrible! I was trying something new.

Bu portakal suyunun tadı berbat. Korkunç! Sadece yeni bir şeyler denemeye çalışıyordum.

Well, I think this whole room is a great example of bad taste.

Bence tüm bu oda kötü bir zevk için harika bir örnek.

Hey, you know how they say that everything tastes like chicken?

Hey, biliyor musun.. nasıl derler, herşeyin tadı tavuk gibi?

Donna, do you have something else that maybe doesn't taste like this?

Donna, tadı bunun gibi olmayan başka bir şeyin var mı?

Yeah, I saw Juliet here, and I said, now there is a beautiful woman with impeccable taste.

Evet Juliet'i burada gördüm ve dedim ki kusursuz zevki ile güzel bir kadın var.

You're just saying that because you're angry and because you got taste.

Sadece kızgın olduğun için diyorsun bunu. Çünkü damak zevkin var.

I'm a simple man with simple tastes.

Basit zevkleri olan basit bir adamım.

Won't taste the same, but it'll be good enough.

Tadı aynı olmayacak ama yeterince iyi olacak.

This mind game is in very poor taste, Mr. Black, even for a chess player.

Bu akıl oyunu çok tatsız, Bay Black bir satranç oyuncusu için bile.

It tastes quite bad, but it's good for you.

Tadı çok kötü, ama bu senin için iyi.