tracks

This is gonna sound weird, but last night, Jay told me that he was tracking a vampire.

Bu biraz garip gelebilir ama Jay dün gece bana bir vampiri takip ettiğini söyledi.

Right now they're tracking a dangerous threat to this country, and need your help.

Şu anda, bu ülke için çok tehlikeli bir tehditi takip ediyorlar ve senin yardımına ihtiyaçları var.

But without him, it's gonna be a little tough to track him.

Ama başka bir şey olmadan onu takip etmek biraz zor olacak.

Security Chief Valentine has reached the Tokyo test environment, she's tracking you.

Güvenlik Şefi Sevgililer Tokyo ulaşmıştır test ortamı, o seni takip ediyor.

Agent Garrett and I have been tracking him the last few weeks.

Ajan Garrett ve ben son birkaç haftadır onu takip ediyorduk.

So you invited me here to show me a tracking device.

Yani beni bir izleme cihazını göstermek için buraya davet ettin.

Thirsty and exhausted, it follows the tracks of its mother, but sadly in the wrong direction.

Susamış ve yorgun fil, annesinin izlerini takip ediyor ama, ne yazık ki yanlış yöne.

Looks like a tracking device.

Bir izleme cihazı gibi görünüyor.

Ladies and gentlemen, that is a new track record.

Bayanlar, baylar. Bu yeni bir pist rekoru.

There's no physical evidence at all no tire tracks, no footprints.

Herhangi bir fiziksel kanıt yok tekerlek izi, ayak izi yok.