trickling

This might sound crazy, Vincent, but do you feel like water trickling downhill?

Bu, kulağa saçma gelebilir Vincent ama kendini yokuş aşağı akan su gibi mi hissediyorsun?

And now, a constant trickle of life-giving water drips down into the winding tunnels.

Ve şimdi, sürekli sızan ve hayat veren bu su dolambaçlı tünellere damlar.

Oh, a trickling stream, yes, trickling stream.

Damlayan bir dere, evet damlayan bir dere.

Sticky, licky, trickle, tickle Fluid, no fluid, no contact, yes

Yapışkan, akıcı, yalıyor, sızıyor Sıvı yok, temas yok

Cole Trickle wins his first ever NASCAR victory.

Evet! Cole Trickle ilk Nascar zaferini kazanıyor.

Oh. I was thinking more like a trickling stream.

Ben daha çok damlayan bir dere sanıyordum.

Y-yes, like water trickling downhill.

Evet, yokuş aşağı akan su gibi.

There's still some street level, but then there's the trickle-down effect.

Sokak seviyesinde biraz faaliyet var ama bir damlama teorisi var.

Hey, we got a trickle here.

Hey, burada su sızıntısı var.

One night blood and pus trickled down my cheek.

Bir gece yanağımdan kan ve irin akmaya başladı.