unusual için İngilizce-Türkçe çeviriler:

alışılmış, alışılmadık, alışılmamış · sıra dışı · olağandışı · olağan · tuhaf · olağan dışı · garip · anormal · değişik · beklenmedik · acayip · olağanüstü · ender · olağan olmayan · müstesna · diğer çevirileri

unusual alışılmış, alışılmadık, alışılmamış

That's not at all unusual for someone like me.

Benim gibi biri için alışılmadık bir şey değil ki bu.

I had an unusual experience with Amy last night.

Dün gece Amy ile alışılmadık bir deneyim yaşadım.

Did you find anything unusual?

Alışılmadık bir şey buldun mu?

unusual sıra dışı

This is a highly unusual relationship, and that's what this support group is for.

Bu son derece sıra dışı bir ilişki ve bu destek grubu da bunun için var.

Did you see anything unusual?

Sıra dışı bir şey gördün mü?

You see anything unusual or anyone?

Sıra dışı bir şey, birini gördün mü?

unusual olağandışı

Sir, did you see or hear anything unusual in the last couple weeks?

Efendim, görmek veya duymak yaptı olağandışı bir şey son birkaç hafta içinde?

Today is actually a highly unusual day.

Bugün aslında oldukça olağandışı bir gün.

You, uh, see anything unusual in there?

İçinde olağandışı bir şey gördün mü?

unusual olağan

This is out of the ordinary and a highly unusual request, but this is a highly unusual situation.

Bu çok olağan dışı ve bir hayli tuhaf bir rica ama çok tuhaf bir durumdayız.

Well, you are a very unusual woman.

Sen çok olağan dışı bir kadınsın.

Have you seen anything unusual?

Olağan dışı bir şey gördün mü?

unusual tuhaf

This is out of the ordinary and a highly unusual request, but this is a highly unusual situation.

Bu çok olağan dışı ve bir hayli tuhaf bir rica ama çok tuhaf bir durumdayız.

A bit of an unusual name, right?

Biraz tuhaf bir isim değil mi?

Quite unusual but very important

Oldukça tuhaf ama çok önemli.

unusual olağan dışı

This is out of the ordinary and a highly unusual request, but this is a highly unusual situation.

Bu çok olağan dışı ve bir hayli tuhaf bir rica ama çok tuhaf bir durumdayız.

Well, you are a very unusual woman.

Sen çok olağan dışı bir kadınsın.

Have you seen anything unusual?

Olağan dışı bir şey gördün mü?

unusual garip

Did anything unusual happen last night or this morning?

Dün gece ya da bu sabah garip bir şey oldu mu?

It is not an unusual story.

Bu garip bir hikaye değil.

Unusual name. Strange name, isn't it?

Alışıldık bir isim değil, garip değil mi?

unusual anormal

OK, well, that's not unusual for this type of chest surgery.

Bu tip bir göğüs ameliyatı için anormal bir durum değil.

And there was nothing unusual.

Ve anormal hiçbir şey yok.

Okay That's not unusual.

Bu anormal bir durum değil.

unusual değişik

What an unusual shirt.

Ne değişik bir gömlek.

What an unusual car.

Ne değişik bir araba.

Did you eat anything unusual, Johnny?

Değişik bir şeyler yedin mi, Johnny?

unusual beklenmedik

That's not unusual for her but it's nothing

Bu onun için beklenmedik değil ama bu hiçbir şey

You have something unusual?

Beklenmedik bir şey var mı?

I found unusually high levels of aluminum, magnesium, silicon and iron oxide in the wreckage.

Enkazda beklenmedik seviyede yüksek düzeyde alüminyum, magnezyum, silikon ve demir oksit saptadım.

unusual acayip

She doesn't actually know how unusual he is.

Aslında onun ne kadar acayip olduğunu bilmiyor.

That is an unusual way to sit. Right?

Bu oturmak için acayip bir yöntem, değil mi?

They're very unusual.

Onlar çok acayip.

unusual olağanüstü

That's not so unusual.

Bu da olağanüstü değil.

This unusual vessel is it a Leviathan?

Bu olağanüstü gemi bir leviathan mı?

You really are an unusually beautiful person.

Gerçekten de olağanüstü güzel bir insansın.

unusual ender

This is a very unusual situation, Wally.

Bu çok ender görülen bir durum Wally.

What an unusual name.

Ne ender bir isim.

You are an unusually attractive woman.

Sen ender rastlanan, çekici bir kadınsın.

unusual olağan olmayan

Worf, have you had any unusual symptoms lately?

Worf, son zamanlarda olağan dışı belirtilerin oldu mu?

What would unusual be?

Olağan dışı ne olabilir?

A unusual story. Extrordinary I would say.

Olağan olmayan bir hikaye.Özel bir durum.

unusual müstesna

As a doctor, I'd like to treat an unusual patient.

Bir doktor olarak, müstesna bir hastayı tedavi etmek isterim.

The most unusual aberrations assembled under this tent!

En müstesna tuhaflıklar bu çadırın altında toplandı!