want için İngilizce-Türkçe çeviriler:

istemek · aramak · gerek · ihtiyaç · açık · yoksun olmak · istek · ihtiyacı olmak · ummak · arzu · sıkıntı · yoksulluk · arzu etmek · eksik olmak · diğer çevirileri

want istemek

Because I want to tell you something and I think you know what I mean.

Çünkü sana bir şey söylemek istiyorum ve bence ne demek istediğimi biliyorsun.

Before you go There's something I want to give you.

Gitmeden önce sana vermek istediğim bir şey var.

You want to be a good girl, don't you?

İyi bir kız olmak istiyorsun, değil mi?

want aramak

Call us if you want to see us, or if you need anything.

Bizi görmek istersen ya da bir şeye ihtiyacın olursa bizi ara.

Honey, be careful If you want anything, just call me!

Tatlım dikkatli ol. Bir şey gerekirse, beni ara.

You, uh, you want to do something sometime?

Sen, bir ara, bir şeyler yapmak ister misin?

want gerek

I'm really sorry about last night, but there's something I want to talk to you about.

Dün gece için gerçekten özür dilerim, ama seninle konuşmam gereken bir şey var.

I wanted to see you, I have something to tell you.

Seni görmek istedim, çünkü sana söylemem gereken bir şey var.

Anyway, I wanted to say something to you guys.

Her neyse size söylemem gereken bir şey var.

want ihtiyaç

You need them because you want them, because you don't know who you are without them.

Senin onlara ihtiyacın var çünkü onları istiyorsun, çünkü onlar olmadan kim olduğunu bilmiyorsun.

I still need you, but I don't want you now

Hala sana ihtiyacım var, ama şimdi seni istemiyorum

Sounds like everything I need, but it's not what I want.

İhtiyacımız olan her şey var gibi. Ama istediğim bu değil.

want açık

I think maybe this is my fault because maybe I wasn't clear about exactly what I want.

Sanırım belki de bu benim hatam çünkü tam olarak ne istediğim konusunda açık değildim.

Is open marriage something you want?

Açık evlilik gibi bir şey mi istiyorsun?

Just want to keep the line open for Tony.

Sadece hattı Tony için açık tutmak istiyorum.

want yoksun olmak

Do you really wanna be president or is that something your parents want?

Sen mi başkan olmak istiyorsun yoksa ailenin istediği bir şey mi bu?

No, this is exactly what he wants.

Yok aslında onun istediği tam olarak bu.

Maggie apparently wants to call it off, and no one knows where she is.

Görünüşe bakılırsa Maggie iptal etmek istiyor ve nerede olduğunu bilen yok.

want istek

All I want is another chance for a new start.

Tek isteğim yeni bir başlangıç için bir şans daha.

I too want that only.

Benim de tek isteğim bu!.

Is it the same kind of want?

Aynı tür bir istek mi bu?

want ihtiyacı olmak

You need them because you want them, because you don't know who you are without them.

Senin onlara ihtiyacın var çünkü onları istiyorsun, çünkü onlar olmadan kim olduğunu bilmiyorsun.

Call us if you want to see us, or if you need anything.

Bizi görmek istersen ya da bir şeye ihtiyacın olursa bizi ara.

You want her so bad, you're gonna need this.

Onu bu kadar çok istiyorsan, buna ihtiyacın olacak.

want ummak

Um you, uh, want some coffee or tea or something?

Um Çay kahve veya başka bir şey ister misin?

Um, Frank, I wanted to ask you something.

Um, Frank, sana bir şey sormak istiyordum.

She, um she's very special to me and I want to be with her when I'm released.

O, um o benim için çok özel ve serbest kaldığımda onunla beraber olmak istiyorum.

want arzu

I've long wanted to satisfy this desire.

Uzun zamandır bu arzuyu tatmin etmek istiyordum.

It's all about desire and wanting.

Önemli olan arzu ve istemek.

It's about yearning and want, Luke.

Arzu ve istekler hakkındaydı, Luke.

want sıkıntı

Hunger, boredom, wanting to be the world's fattest man!

Açlıktan, sıkıntıdan, dünyanın en şişman adamı olmak için!

want yoksulluk

I want to help poor and motherless students.

Yoksul ve annesiz öğrencilere yardım etmek istiyorum.

want arzu etmek

I've long wanted to satisfy this desire.

Uzun zamandır bu arzuyu tatmin etmek istiyordum.

want eksik olmak

I mean, I thought I had everything I wanted, but there was always something missing.

İstediğim her şeyin olduğunu düşünüyordum, ama her zaman eksik bir şeyler vardı.