watch için İngilizce-Türkçe çeviriler:

dikkat etme, dikkat etmek · izleme, izlemek · saat · bakmak · seyretmek · nöbet · beklemek · cep saati · göz kulak olmak · gözlemek · gözetlemek · gözetim · kol saati · gözetleme · gözkulak olmak · nöbet tutmak · gözcü · seyretme · bakma · gözcülük · bekçilik · gözlem · başında beklemek · gözleme · diğer çevirileri

watch dikkat etme, dikkat etmek

like "Hey man, watch it" or something like that.

Hey adamım dikkat et az" ya da onun gibi bir şey.

Watch out, I'll find you!

Dikkat et, seni bulacağım!

Sam, watch out!

Sam, dikkat et.

watch izleme, izlemek

Back then, if I wanted to see a really hot girl, my best bet was to watch a movie.

Ben gerçekten sıcak görmek istiyorsa, o zaman Geri kız, benim en iyi bahis bir film izlemek oldu.

But I want to watch this film.

Ama ben bu filmi izlemek istiyorum.

Find something for us to watch.

İzleyecek bir şey bul bize.

watch saat

It's just a watch for you.

Bu senin için sadece bir saat.

No, it's just a watch, now.

Evet, artık sadece bir saat.

New car, new watch.

Yeni araba, yeni saat.

watch bakmak

Look, it's not personal, but sometimes it's really hard to watch TV with you.

Bak kişisel bir şey değil ama bazen seninle televizyon izlemek çok zor.

Thanks for watching her.

Ona baktığın için sağol.

Hey, watch it, doctor.

Hey, buraya bak doktor.

watch seyretmek

'Now. Will. the whole world is watching. Is there anything you'd like to say?'

Şimdi Will, tüm dünya seyrediyor, söylemek istediğin bir şey var mı?

Watching Norris in there gave me the idea that maybe every part of him was a whole.

Norris'i orada seyretmek bana bu fikri verdi belki onun her bir parçası tek bir bütün.

Watch this, baby.

Bunu seyret bebeğim.

watch nöbet

You stay out here and keep watch.

Sen burada kal ve nöbet tut.

Mac, you take first watch, then you get some rest.

Mac, ilk nöbeti sen al, sonra biraz dinlen.

Second watch tomorrow.

İkinci nöbet yarın.

watch beklemek

Everybody there is watching me, and waiting for me to make a mistake.

Oradaki herkes beni izliyor ve benim bir hata yapmamı bekliyor.

Here, watching and waiting.

Burada izliyor ve bekliyor.

Charles Fox watched and waited.

Charles Fox izledi ve bekledi.

watch cep saati

A watch and a mobile phone.

Bir saat ve bir cep telefonu.

Follow that guy with the pocket watch.

Şu cep saati olan adamı takip et.

A computer disk and a pocket watch?

Bir bilgisayar disketi ve cep saati mi?

watch göz kulak olmak

Watch over your mother, kid, she's a wonderful woman.

Annene göz kulak ol çocuk, o harika bir kadın.

Who's gonna watch them?

Onlara kim göz kulak olacak?

Lucas is gonna watch him.

Lucas ona göz kulak olacak.

watch gözlemek

Someone might be watching this house now.

Biri, şu an bu evi gözlüyor olabilir.

I'll always be watching over you.

Her zaman seni gözlüyor olacağım.

Tonight you watched, and I did.

Bu gece sen gözledin ve ben yaptım.

watch gözetlemek

Is that why there's a car watching the house?

Bu yüzden mi evi gözetleyen bir araba var?

There's a cop watching her.

Onu gözetleyen bir polis var. Ne?

Your secret admirer could be some pervert watching you from afar with high-powered binoculars.

Senin gizli hayranın seni uzaktan güçlü bir dürbünle gözetleyen bir sapık olabilir.

watch gözetim

Paige and I will be on demon watch tonight,

Paige ve ben, bu gece iblis gözetiminde olacağız

So the bribes and the corner-cutting they must've happened under Matheson's watch.

Yani rüşvetler ve işin kolayına kaçmalar Matheson'ın gözetiminde olmuş olmalı.

St Judith, keep the herds under your holy watch.

Aziz Judith, bu sürüleri kutsal gözetimin altında tut.

watch kol saati

The world's newest and most technologically advanced watch.

Dünyanın en yeni teknolojik harikası olan bir kol saati.

A watch, three rings and a bracelet.

Bir kol saati, üç yüzük ve bir bilezik.

A watch and her earring.

Bir kol saati ve küpesi.

watch gözetleme

Rampart Watch Commander, This is Detective Fanning, Narcotics.

İstihkâm Gözetleme Kumandanı. Ben, Dedektif Fanning, Narkotikten.

Gilad, security fences, watch towers, sensors, soldiers, the Secret Service.

Gilad, güvenlik çitleri, gözetleme kuleleri, sensörler, askerler, Gizli Servis.

Rampart Watch Commander.

İstihkâm Gözetleme Kumandanı.

watch gözkulak olmak

Makoto will watch over me, right Uncle Makoto?

Makoto bana gözkulak olur. Öyle değil mi Makoto amca?

Please, watch over Gilson for me.

Lütfen, benim için Gilson'a gözkulak ol.

Stay here and watch over Kozue.

Burada kal ve Kozue'ye gözkulak ol.

watch nöbet tutmak

You stay out here and keep watch.

Sen burada kal ve nöbet tut.

Allan, John, keep watch.

Allan, John, nöbet tutun.

Tonight you'll stand watch forfour hours.

Bu gece dört saat nöbet tutacaksın.

watch gözcü

You and Ma, and the Watch Bear and Miss Lillie.

Sen ve annem bir de Gözcü Ayı ve Bayan Lillie.

Only an anchor watch aboard, sir.

Sadece çapa gözcüleri var efendim.

Check the watch, Mr Kohler.

Gözcüyü kontrol edin, Bay Kohler.

watch seyretme

Jackson, honey, you just keep watching TV, okay?

Jackson tatlım, televizyon seyretmeye devam et, olur mu?

I love watching the news on TV Dan and Tom and Peter and maybe a little Jim Lehrer if I'm feeling brainy.

TV'de haber seyretmeye bayılıyorum Dan ve Tom ve Peter ve belki biraz Jim Lehrer eğer kendimi zeki hissediyorsam.

watch bakma

Well, don't stand there gawping, Jud, fetch me my father's pocket watch.

Orada durup aval aval bakmayı bırak Jud. Bana babamın cep saatini getir.

Gustav, keep watching him.

Gustave, ona bakmaya devam et.

watch gözcülük

You keep watch.

Sen gözcülük et.

Edurne's keeping watch.

Edurne gözcülük ediyor.

watch bekçilik

The Night's Watch is a joke to you, is it?

Gece Bekçiliği senin için bir şaka gibi değil mi?

watch gözlem

Watch and observe.

Seyret ve gözlemle.

watch başında beklemek

Two years the soldiers watched over our tipis, and then Long Hair came and took us.

Askerler iki yıl boyunca çadırlarımızın başında bekledi, sonra uzun saçlı geldi ve bizi aldı.

watch gözleme

Not yet. just keep watching.

Henüz değil. Gözlemeye devam et.