water's

There's enough food and water to live in here for almost two weeks without having to come out.

Burada yaşamak için yeterince yiyecek ve su var. Dışarı çıkmadan neredeyse iki hafta yeter.

But it's not a normal water bed, because a normal one goes like this.

Fakat bu normal bir su yatağı değil, çünkü normal su yatağı böyledir.

He's got enough food and water for another three weeks.

Üç hafta yetecek kadar yiyecek ve suyu var.

She's my little water baby.

O benim küçük su bebeğim.

Here's some water for the night.

İşte, gece için biraz su.

Well, we know it's a woman, but time and water ain't been kind.

Şey, bir kadın olduğunu biliyoruz, fakat zaman ve su nazik değildir.

No, there's nothing you can do on the water.

Hayır, senin suda yapabileceğin bir şey yok.

It's cold, there's no running water, and things are always trying to kill you.

Soğuk, akan su yok, ve bir şeyler sürekli seni öldürmeye çalışır.

I think there's something in the water.

Sanırım suyun içinde bir şey var.

There's so much water.

Çok fazla su var.