wet için İngilizce-Türkçe çeviriler:

ıslak · sulu, su · nemli, nem · yaş · yağmurlu, yağmur · ıslaklık · yağmurlu hava · rutubetli, rutubet · kurumamış · ıslanmak · yağışlı · diğer çevirileri

wet ıslak

I've been here two months and haven't seen one wet T-shirt contest.

İki aydır buradayım ama bir tane bile "ıslak tişört" yarışması görmedim.

Listen, before I forget, that side is still wet.

Dinle, Unutmadan önce bu taraf hala ıslak.

Does that man with the wet shoes come often?

O ıslak ayakkabılı adam sık gelir mi?

wet sulu, su

Take a cold shower and then wet jump to the bed.

Soğuk suyla bir duş alın ve sonra da yatağa ıslak atlayın.

Water's wet, the sky's blue, women have secrets.

Su ıslak, gökyüzü mavi, kadınların sırları var.

Get us some water and a wet wipe live-o, will you, Turbo?

Bize biraz su getir bir de ıslak mendil, getirir misin, Turbo?

wet nemli, nem

Room is still wet, boss.

Oda hala nemli, patron.

The region had a wet tropical climate.

Bu bölgenin nemli tropikal bir iklimi vardı.

The color is so fresh and gorgeous, The misty atrophic lips And this pale skin, wetness but putrefied

Renk çok taze ve harika, bulanık, atrofik dudaklar ve bu solgun cilt, nemli fakat yıpranmış

wet yaş

It's still wet.

Bu hâlâ yaş.

This was a wet drowning.

Bu, bir yaş boğulma.

Wet work, Jimmy.

Yaş iş, Jimmy.

wet yağmurlu, yağmur

Especially when it's cold and wet.

Özellikle soğuk ve yağmurlu havalarda.

When it rains outside, people get wet. Right or wrong, Frank?

Eğer dışarıda yağmur yağarsa insanlar ıslanır. doğru ya da yanlış, Frank?

The wet season arrives, but there's no rain.

Yağmurlu mevsim geldi, fakat hiç yağmur yok.

wet ıslaklık

That's wet enough.

Bu ıslaklık yeterli.

Not for the odour, for the wetness.

Koku için değil ıslaklık için, baksana.

wet yağmurlu hava

Especially when it's cold and wet.

Özellikle soğuk ve yağmurlu havalarda.

Despite this wet conditions, these wet-weather tyres wear extremely fast.

Yağmurlu hava koşullarına rağmen ıslak zemin lastikleri son derece hızlı.

wet rutubetli, rutubet

C'mon, the soil smells wet already.

Hadi, zaten toprak rutubet kokuyor.

You mean humid, wet, and reeking of eucalyptus?

Yani diyorsun ki rutubetli, ıslak, ve okaliptüs kokuyor?

wet kurumamış

Lovely blood, Mister C. Lovely wet blood,

Güzel kan Bay C. Güzel ve kurumamış kan

wet ıslanmak

When it rains outside, people get wet. Right or wrong, Frank?

Eğer dışarıda yağmur yağarsa insanlar ıslanır. doğru ya da yanlış, Frank?

wet yağışlı

Sometimes cold and dry, sometimes mild and wet.

Bazen soğuk ve kurak, bazen yumuşak ve yağışlı.