Şelaleler

Sen l yerine hayal çayırlar, şelaleler, belki de bir arp, biliyorum.

You know, I rather imagined meadows, waterfalls, maybe even a harp.

Şelaleler, su buharı bulutlar, yağmur su kaynakları, ırmaklar denizler, okyanuslar ve buzullar

Waterfalls, water vapor, clouds, rain, springs, rivers, seas, oceans, glaciers

Aslında, o dağın üzerinde nehir vahşileşir,muy peligroso şelaleler, hızlı akıntılar.

In fact, over that mountain the river becomes wild. Muy peligroso. Waterfalls, rapids.

Egzotik kuşlar ve altın suyundan şelaleler vardı.

There were exotic birds and fountains of gold water.

Ben altın heykeller bekliyordum. Şelaleler falan.

I was expecting golden statues, waterfalls.

Yakında, en büyük şelaleler bile hareketsiz kalacak.

Soon even the largest waterfalls will be motionless.

Edward Rawley Banner İkiz Şelaleler, Idaho'dan.

Edward Rawley Banner of twin falls, Idaho.

Evet, biliyorum ama bunda şelaleler ve çatı penceresi var.

Yeah, I know, but this one has fountains and skylights.

Akıntılar, şelaleler ve taşkın yatağı.

Rapids, waterfalls and flood plains

Bütün o şelaleler ve gemi kalıntıları nerede?

Where's all the waterfalls and shipwreck lagoons?