Dışarı

Ben sadece dışarı çıkıp bilirsin gerçekten, gerçekten bir şey yapmak istiyorum.

I just want to go out and you know, really, really do something.

Çünkü dışarıda bir şeyler satın alan insanlar var. Seninle ben gibi. Bir şey oldu.

Because there are people out there who buy things, people like you and me, and something happened

Bence o oldukça kötü ve bence o hâlhâlâ dışarıda bir yerde.

I think she's pretty bad, and I think she's still out there.

Burada yaşamak için yeterince yiyecek ve su var. Dışarı çıkmadan neredeyse iki hafta yeter.

There's enough food and water to live in here for almost two weeks without having to come out.

Eve dönüş yolu dışarıda değil, bu tarafta ve ben eve gitmek istiyorum.

The way home isn't out there, it's in there, and I want to go home.

O burada değil ve sen çık dışarı.

He's not here, and get out of here.

Dışarıda daha başka bir şey var, daha kötüsü, çok daha kötüsü, ve benim peşimden geliyorlar.

There's something else out there, something worse, it's much worse, and they're coming for me now.

Ama o hala dışarıda.

But he's still out there.

Şimdi dışarı çık ve ona üzgün olduğunu söyle.

You get out there now and tell her you're sorry.

Dışarıda senin için hiçbir şey yok!

There's nothing out there for you!