atlayın

Hadi o zaman, atla.

Go on, then, get in.

Ha Eh, bir sürü insan atlamak istiyorum Böyle bir ev için havada bir delik.

Well eh, a lot of people would jump a hole in the air for a house like this.

Son iki gün içinde bir çok şey atlattın.

You've been through a lot in the last two days.

Sonra fark ettim ki kısa bir zamanda o kadar çok şey atlattık ki.

And then I realized how much we've been through in such a short time.

Hadi ama çocuklar, daha kötülerini de atlattık.

Come on, kids, we've been through worse.

Büyük yeşil bir odada bir telefon varmış, ve kırmızı bir balon, ve ayın üstünden atlayan bir inek resmi.

In the great green room there was a telephone, and a red balloon, and a picture of the cow jumping over the moon.

Buraya gel, bir taksiye atla ve bir saat içinde burada ol.

Come down, get in a cab, and be here in an hour.

Herkese bir iyilik yap. Atla Atla, atla.

Do us all a favor, jump, jump, jump!

Clark, güven bana. Birlikte çok şeyler atlattık.

Clark, trust me, we've been through too much together.

Bak, çok şey atlattın tamam mı?

Look, you've been through a lot, okay?