birikintisi

Belki yarın kendimize bir su birikintisi buluruz.

Maybe tomorrow we'll find ourselves a water hole.

En azından bir asit birikintisi değil.

At least it's not an acid puddle.

Neyse ki, Rasputin bir hediye keşfetti bir su birikintisi, bu ağacın altında.

Fortunately, Rasputin discovered a gift in a puddle below this tree.

Ama bu bir yağ birikintisi gibi.

But it's like an oil slick.

Ama bu sihirli su birikintisi değil.

But it's not the magic waterhole.

Sihirli su birikintisi diye bir şey var mıdır?

And is there such a thing as a magic waterhole?

Belki de orada kutsal bir su birikintisi vardı.

Maybe he had a sacred waterhole there.

Bu bir asit birikintisi!

It is an acid puddle!

İki kan birikintisi iki kurban.

Two blood pools, two victims.

Garajda harika bir su birikintisi var.

There's a great puddle by the garage.