fizikçisi

Elimizde fiziksel kanıt yok, parmak izi yok, cinayet silahı yok ve araba da adamın garajında değil.

We've got no physical evidence, no fingerprints, no murder weapon, and the car isn't in his garage.

Bir çok erkek beni çekici bulur Ama bu fiziksel bişey.

A lot of men find me attractive, but that's just a physical thing.

Hayır ve olay yerinde hiçbir fiziksel kanıt da yok.

No, and there's no physical evidence at the crime scene.

Demek istediğim sadece fiziksel bir şey mi yoksa onu seviyor musunuz?

I mean, is it just a physical thing, or do you love him?

Ve Profesör Franklin, Ohio Case Western Üniversitesi Fizik Profesörüdür.

And Professor Franklin, Professor of Physics, Case Western University of Ohio.

Bu baş dönmesi ve baş ağrısını açıklar ama hiç bir fiziksel kanıt yok.

That would explain the dizziness and headaches. But there's no physical evidence.

Ve senin ve çocuklar için sağlık sigortası. Junior'un fizik tedavisi. Onun özel hocası.

Then it's health insurance for you and the kids, for Junior's physical therapy, his SAT tutor.

Sen fiziksel bir ilişkimiz olsun istiyordun, fakat ben buna hazır değildim.

You wanted a physical relationship, but I wasn't ready for it.

Bence sen gerçekten çok güzelsin ve gerçekten harika bir fiziğin var.

I think you're really beautiful and you have really good chemistry.

Şüphesiz bu sadece fiziksel bir problem değil.

Clearly, this is not just a physical problem.