gizli için Türkçe-İngilizce çeviriler:

secretly, secret · hidden · undercover · classified · confidential · sneak, sneaking · covert · camera · hide · private · concealed · clandestine · latent · underground · closet · anonymity · record · disguised · mystery · dark · hush-hush · quiet · ulterior · sealed · restricted · discreet · unknown · masked · sneaky · invisible · occult · undisclosed · cryptic · stealthy · backroom · secrecy · unseen · furtive · subtle · arcane · veiled · intimate · privy · underhand, underhanded · shady · diğer çevirileri

gizli secretly, secret

Benim adım Ajan Jack Walker ve ben İngliz Gizli servisi için çalısıyorum. merhaba, Jack.

My name is Agent Jack Walker, and I work for the British Secret Service. Hello, Jack.

Peki, ne, şimdi gizli bir ajan gibisin?

So, what, you're like a secret agent lady now?

Başkanın gizli bir kitabı var mı?

Does the president have a secret book?

gizli hidden

Dışarı çıktı Altı ay sonra, o bir video kamera gizli bir bomba tarafından öldürüldü.

Six months after it came out, he was killed by a bomb hidden in a video camera.

Sonsuza kadar gizli bu gibi bir yerde tutmak için zor.

Hard to keep a place like this hidden forever.

Onların elbiselerinin gizli, saklı bir güzelliği olmalı.

Their dress must have a secret, hidden beauty.

gizli undercover

Özel ajan Sam Hanna, NCIS, Detektif Marty Deeks, LAPD. Gizli görevde.

Special Agent Sam Hanna, NClS, meet Detective Marty Deeks, L.A.P.D., who's undercover.

Hayır. Benim kendi gizli eroin davam var bu gece.

Nope, I've got my own undercover heroin case tonight.

Gizli görevde mi gitmek istiyorsun?

Do you want to go undercover?

gizli classified

Korkarım bu odanın içinde olan her şey gibi bu da gizli bir bilgi, Allison.

I'm afraid it's classified information, Allison, as is everything in this room.

Bilirsin, Milli Güvenlik, gizli belge protokolü

You know, national security classified document protocol for

Bu çok gizli bir bilgidir Ajan Gibbs.

It's highly classified material, Agent Gibbs.

gizli confidential

Bayan Wagner, kocanız Chicago polis departmanı için çalışan gizli bir muhbirdi, bu doğru mu?

Mrs. Wagner, your husband is a confidential informant For the chicago police department, is that correct?

Ama yine de gizli, ve bunu biliyorsun.

It's still confidential, and you know it.

Han ona bir çeşit gizli bir kurye gibi yanaştı.

Han approached him to act as a sort of confidential courier.

gizli sneak, sneaking

Müzenin güvenliği çok iyi değil ama bir cesedi gizlice dışarı çıkarabileceğin bir yer de değil burası.

The museum doesn't have great security. But it's not the place you could sneak a body out of.

Bu silahı al ve insanları gizlice dışarı çıkar.

Take this gun and start sneaking people out the back.

Sevgili Günlük, bu gece tehlikeli şekerleme fabrikasına gizlice gireceğiz.

Dear Diary, tonight we're sneaking into the dangerous taffy factory.

gizli covert

Bir kaç yıl önce Wyoming'de gizli bir genetik laboratuarı hakkında isimsiz bir rapor almıştım.

I got an anonymous report a few years ago about a covert genetics lab in Wyoming.

Tony, bu gizli bir operasyon.

Tony, this is a covert operation.

Hayır. Güya "gizli" bir Rus organizasyonu.

It's a covert russian organization, supposedly.

gizli camera

Dışarı çıktı Altı ay sonra, o bir video kamera gizli bir bomba tarafından öldürüldü.

Six months after it came out, he was killed by a bomb hidden in a video camera.

İçeride küçük bir gizli kamera var.

There's a small hidden camera inside.

Dedim ki, Bir yerlerde gizli kamera var?

I said, are you wearing a hidden camera?

gizli hide

Gizli saklanma yeri gibi bir şey.

It's like a secret hiding place.

Herkes, herkesin çok gizli bir sır sakladığını düşünüyor.

Everyone thinks everyone else is hiding some huge secret.

Bay Owen gizleniyor, belki de bu evin içinde.

Mr. Owen is hiding, maybe inside this house.

gizli private

Özür dilerim hanımefendi, bu gizli bir toplantı.

I'm sorry, ma'am, this is a private meeting.

Burası çok gizli ve özel bir yer.

This place is secret, it's private.

Çok sessiz ve gizlidir.

It's very quiet and private.

gizli concealed

Çünkü bir fanatikti ve bir fanatik her zaman gizli bir şüphe taşır.

Because he's a fanatic. And the fanatic is always concealing a secret doubt.

Gizli bir girişi ve taze suyu var.

It has a concealed entrance and fresh water.

Dikkat et, gizli bir silah taşıyor olabilirim.

Careful, I might be carrying a concealed weapon.

gizli clandestine

Ne kadar zamandır gizli operasyonlar departmanındasın, Hadley?

How long have you been with clandestine actions, Hadley?

Gizli banka hesapları, şifrelenmiş mesajlar

Clandestine bank accounts, coded messages.

Burası hala gizli bir teşkilat, değil mi?

This is still a clandestine agency, no?

gizli latent

Düşük gizli çekingenlikle birleşince, Michael'a ilginç bir şey oldu.

But with the low latent inhibition, something interesting happened to Michael.

Ancak "düşük-gizli ket vurma" ile Michael'a ilginç birşey oldu.

But with the low-latent inhibition, something interesting happened to Michael.

Bu kızda gizli bir canavar potansiyeli var.

This girl's latent potential is that of a monster's.

gizli underground

Sen Harriet Tubman değilsin Claire, burası da gizli bir kaçış yolu değil.

Look, you're not Harriet Tubman, Claire, all right? And this isn't the Underground Railroad.

Teğmen Li bizi gizli bir yeraltı mezarlığına götürdü.

Lieutenant Li led us to a secret underground cemetery.

Orada bir lav akışı olmalı yada gizli sıcak bir kaynak.

There must be a lava flow or an underground hot spring.

gizli closet

Demek istediğim, bunu söylediğim için üzgünüm ama o tam bir gizli maço.

I mean, I'm sorry to say it, but he's actually a closet macho.

Bu benim suçum çünkü onları sessiz ve gizli kalmaya zorladım, çünkü güçsüz ve gizliydim.

And that's my fault, because I kept them hidden and quiet, because I was closeted and weak.

Senin bir gizli hristiyan olduğunu unuttum.

I forgot you're a closet Christian.

gizli anonymity

Bir kaç yıl önce Wyoming'de gizli bir genetik laboratuarı hakkında isimsiz bir rapor almıştım.

I got an anonymous report a few years ago about a covert genetics lab in Wyoming.

Yaya olarak ve gizli şekilde, en güvenli yol bu.

On foot and anonymous is the safest way.

Gizli numaradan ara o zaman.

Just call anonymous then.

gizli record

Gizli servis, açık sebeplerden dolayı kayıtlar konusunda çok titiz, DNA, parmak izleri.

The Secret Service, for obvious reasons keep meticulous records, the DNA, the fingerprints.

Suç kaydı yok ama gizli bir ıslahevi kaydı var.

No priors, but he's got a sealed juvenile record.

İyi deneme çaylak, ama bu testler gizli mahkeme kayıtları.

Nice try, Probie, but those tests are sealed court records.

gizli disguised

Evet ama bir yönden de gizli bir lütuf oldu.

Yes, but in a way, it was a blessing in disguise

Belki de o yangın gizli bir lütuftu.

But maybe the fire was a blessing in disguise.

O demiş ki, her sorun gizli bir fırsattır.'

He said every problem is an opportunity in disguise.

gizli mystery

Bu gizli silah bir düzine sisteme saldırdı ve hiç iz bırakmadan kayboldu.

This mystery weapon has struck in a dozen systems, and disappeared without a trace.

Gizli bir ajan var gerçekten.

There is a mystery agent.

O esrarengiz, çünkü çok gizli biri.

He's mysterious because he's very private.

gizli dark

Hadi sen de bana gizli ve karanlık bir sırrını söyle.

Come on. You tell me some deep, dark secret about yourself.

Bu gizli bir sır değil.

It's not a dark secret.

Gizli, karanlık bir sırrı öğrenmek ister misin?

Do you wanna know a deep, dark secret?

gizli hush-hush

Evet. Benim de kendi işlerim var. Çok gizli.

Yeah I've got my own things too I'm very hush-hush

Robinson ve Werner bütün operasyonu gizli tuttu.

Robinson and Werner kept the whole operation very hush-hush.

Şimdi bak, burası biraz gizli kapaklı bir mekân.

Now, listen, this is a hush-hush kind of place.

gizli quiet

Çok sessiz ve gizlidir.

It's very quiet and private.

bir mutluluk var" "bir mutluluk var, şarkı söyleyen" "seninle karşılaşan" "gizlice, sessizce

There's a joy" "there's a joy that now sings" "having met you" "secretly, quietly

Bir şeyler çok ama çok gizli tutuluyor.

Something is being kept very, very quiet.

gizli ulterior

Ama şey, lrene ve benim sizi davet etmemizin gizli bir amacı vardı.

But well, Irene and I sort of had an ulterior motive for inviting you here.

Her zaman gizli niyetlerimiz var Brenda.

Brenda, we always have ulterior motives.

Elbette gizli emellerim de var.

Of course, I have ulterior motives.

gizli sealed

Suç kaydı yok ama gizli bir ıslahevi kaydı var.

No priors, but he's got a sealed juvenile record.

İyi deneme çaylak, ama bu testler gizli mahkeme kayıtları.

Nice try, Probie, but those tests are sealed court records.

Bay Turner'ın telefon kayıtları gizlidir.

Mr. Turner's phone records are sealed.

gizli restricted

Tamam, iki rutin, bir gece eylemi, üçü acil, hepsi de gizli davalar.

Okay, two routine, one night action, three immediate, all restricted cases.

Bu gizli bir frekanstır.

This is a restricted frequency.

Ama Washington'dan ve benim gizli numaram var kendisinde.

But he's from Washington and he's got my restricted number.

gizli discreet

Bu çok da gizli değil.

This is not very discreet.

Kapa çeneni. gizli otellerde içki içmek için.

Shut up. to have drinks at discreet hotels.

Emily'nin Seçkin ve Gizli Tanıştırma Merkezi.

Emily's Elite and Discreet Introductions.

gizli unknown

Gizli bir hayrandan bir armağan.

A gift from an unknown admirer.

Bulunmayan, meçhul, gizli, görünmeyen.

Absence, unknown, hidden, unseen.

Ama neden bilinmeyen bir kod ve gizli değil?

But why an unknown code and unscrambled?

gizli masked

Bu maskenin arkasına sorumsuz ve ahlaksız bir adam gizleniyor.

Hiding behind this mask is an irresponsible and immoral man.

Bu benim Maskeli Kahraman gizli bölmeli yüzüğüm.

This is my Masked Avenger secret compartment ring.

Daniel Watson. Gizli Tehlike çizgi romanlar ve koleksiyonlar'dan.

This is Daniel Watson from Masked Menace Comics and Collectibles.

gizli sneaky

Sessiz, gizli, küçük şeyler düşünüyoruz, değil mi?

We're thinking of quiet sneaky little things, right?

Bu çok gizli, sinsice ve inanılmaz derecede kötüydü.

That was so incredibly mean and sneaky and underhanded.

Gizlice, gizlice sessiz.

Sneaky, sneaky quiet.

gizli invisible

Sen benim biricik ve tek yeğenim."benim gizli ve görünmez ortağımsın.

You are my dearest and only niece. My silent and invisible partner.

Sayın Başkan, bu bir radara yakalanmayan gizli bir uçak.

Mr. President, this is a Stealth aircraft, invisible to radar.

Sessiz ve gizli ortağım Bay Swift'i hatırlıyor musun?

You remember my silent and invisible partner, Mr. Swift.

gizli occult

Yani burası bir gizli dükkan, değil mi?

I mean, this is an occult shop, right?

Gizli uzun QT sendromu düşünüyorum.

I'm thinking occult long QT syndrome?

Isaac Newton gizli güçlere inanırdı.

Isaac Newton believed in the occult.

gizli undisclosed

Dün Karlo ile gizli bir mekânda röportaj yaptım.

I interviewed Karlo yesterday at an undisclosed location.

Fiziksel benliğim güvenli ve gizli bir yere yerleşmiş durumda.

My physical body is safely ensconced in a secure, undisclosed location.

Hayır, gizli adres.

No. Undisclosed address.

gizli cryptic

Bana gizli bir mesaj gönderdi.

She sent me a cryptic text.

Gizli ipuçları, sloganlar ve şifreler.

Cryptic clues, slogans, and code.

Evet, gizli renklenme.

Yeah, cryptic colorization.

gizli stealthy

Rezil Slash, bir ninja için pek gizli değil.

The infamous Slash, not very stealthy for a ninja.

En iyi güvenlik araştırmalarının gizli olmaları gerekmez.

The best security probe isn't necessarily stealthy.

Gizli bir soruşturma sonrası

After a stealthy investigation

gizli backroom

Wilkes ile gizli bir anlaşma yapmış.

She made a backroom deal with wilkes.

Yasadışı, gizli oyunlar gibi.

like an illegal, backroom game.

Birçok gizli anlaşmalar ve masa altı hesaplaşmaları.

Lot of backroom deals and under-the-table payoffs.

gizli secrecy

Ve Majesteleri onu gizlice içinde takip etti.

And Her Majesty followed him in secrecy.

Ama Charles'ta, her şey gizli ve yalan.

But with Charles, everything is secrecy and lies.

Ve de bu projeyi gizli tuttuğunuz için.

And for maintaining this project's secrecy.

gizli unseen

Ama orada gizli bir yer var, görünmez bir gizli bölme.

But there's a hidden place an unseen, secret compartment.

Bulunmayan, meçhul, gizli, görünmeyen.

Absence, unknown, hidden, unseen.

gizli furtive

Diğer hobileri gözdağı verme ve gizli mastürbasyon.

Other hobbies include intimidation and furtive masturbation.

Gizli bir zekan var, Maurice.

You got a furtive mind, Maurice.

gizli subtle

Süt ve şarap, gizli zehir".

Milk and wine, subtle poison".

Herkes gizli ipuçları verir.

Everyone gives subtle hints.

gizli arcane

Ve benim için gizli dillerin bilgisi.

And I knowledge of arcane tongues.

Bu çok gizli, çok zalimce.

It's so arcane, brutal.

gizli veiled

Muhtemelen gizli bir tehditti.

Probably a veiled threat.

En garip şeyler en gizli olanlardır.

The oddest things are the best veiled.

gizli intimate

Sen o adamın en gizli sırrını biliyordun.

You knew this man's most intimate secret.

gizli privy

Rumplestiltskin'inkiler de dahil Storybrooke'un en gizli sırlarını bilen birisi.

Someone privy to Storybrooke's deepest secrets, including Rumplestiltskin's.

gizli underhand, underhanded

Bu çok gizli, sinsice ve inanılmaz derecede kötüydü.

That was so incredibly mean and sneaky and underhanded.

gizli shady

Ve genelde Shazzer gibi kanunsuz polisler için bu gizli yapılmalı, o yüzden

And typically, with shady cops like Shazzer here, it's confidential, so