havuza

Beni sonra ara, bu evin bir havuz ve tenis sahası var.

Call me later, but this house has a pool and a tennis court.

Herkesin büyük hayalleri var. Üniversite, New York hatta senin bile aptal havuz temizleme işin var.

Everybody has their big plans colleges, New York, even you have your stupid pool cleaning business.

Sen benim son ev arkadaşımsın ve kahrolası bir havuzun bile yok!

You're my last roommate, and you don't even have a freaking pool!

Yaşadığım yerde yüzme havuzu var ve artık bir oda arkadaşım yok.

Say, there's a pool where I live and I don't have a roommate anymore.

Dedenlerin orada bir yüzme havuzu, iki tenis kortu ve bir de sauna var Martin.

Martin, your grandfather has a swimming pool, two tennis courts, and a sauna on his property.

Onu mutlu etmek için çok fazla şey gerekmiyor. Bir villa, yüzme havuzu, şampanya, bunlar gibi basit şeyler.

It doesn't take much to make her happy a villa, swimming pool, champagne simple things like that.

Havuz yapmak için de bolca yer var veya bir tenis kortu.

And there's plenty of room for a pool or a tennis court.

Bu akıllı bir sorudur. Ben bir kez için cevap eminim Bir Ben kucağıma havuzu ve hissetmek yeteneği olsun.

It's a smart question one I'm sure to answer for you once I get my lap pool and the ability to feel.

Pembe bir yüzme havuzu var.

She has a pink swimming pool.

Kocaman bir evi, güzel bir havuzu ve arabası var.

He's got a big house, beautiful pool, car.