hazır için Türkçe-İngilizce çeviriler:

ready · prepared · go · set · willing · up · on · stand-by · up for · food · operational · present · hand · game · instant · open · quick · finished · ready-made · fit · forward · cut · tap · on hand · poised · fast food · immediate · mounted · available · diğer çevirileri

hazır ready

Çünkü hazır olduğumu sanmıyorum ve bunun senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum.

Because I don't think I'm ready and I know how important it is to you.

Evet, o da hazır, sen de hazırsın ama ben değilim, duydun mu?

Yes, he's ready and you're ready, but I'm not. Do you hear?

Ve o şimdi hazır.

And now he's ready.

hazır prepared

Yukarıda senin için hazırlanmış bir oda var, ama belki de önce bir şeyler yemek istersin.

BRUCE: There's a room prepared for you. But perhaps you'd like to eat first.

Rodriguez söylediğinde sana bunu bu an için hazırlanmış, Ne demek istiyorsun?

When Rodriguez said he prepared you for this moment, what did he mean?

İyi bir polis her an hazırdır.

A good cop is always prepared.

hazır go

Ya da belki de hazır değilsin şeyler eşi ile gidelim.

Or maybe you're not ready to let things go with your wife.

Geri git ve hazırlan.

Go back and get ready.

Ben hazırım, hadi gidelim.

Okay, I'm ready, let's go.

hazır set

Bu akşamki toplantı için her şey hazır mı?

Everything all set for the meeting tonight?

Yarın için her şey hazır.

All set up for tomorrow.

Hepsi temiz ve hazır.

All set and clear.

hazır willing

Şimdi bunu al ve James'e götür. Yemek de beş dakikaya hazır olacak.

Now, you take this drink to James and dinner will be ready in five minutes.

Ve ne zaman hazır olacaklar?

And when will they be ready?

Dostum siz ne zaman hazır olacaksınız?

My friend when will you be ready?

hazır up

Yani, bu gece değil, sen hazır olduğunda başka bir gece?

I mean, not tonight, but another night when you're up for it?

Acele edin millet, neredeyse hazırız.

Hurry up everybody, we're almost ready.

kalk, hareket et, hazır ol!

Get up, move out, get ready!

hazır on

Sadece onu eve götür ve ona devam etmek için hazır olduğunu göster.

Just take him home and show him you're ready to move on.

Ama o harekete geçmeye hazır, sanırım bunu sen de biliyorsun.

But she's ready to move on, I think you know that.

Hadi beyler, herkes hazır olsun.

Come on, now. Everybody ready!

hazır stand-by

Hazır olun? Beş, dört, üç, iki

Stand by in five, four, three, two

Bay O'Brien, nakil için hazır olun

Mr. o'Brien, stand by for transport.

Chris, hazır ol!

Chris, stand by!

hazır up for

Yani, bu gece değil, sen hazır olduğunda başka bir gece?

I mean, not tonight, but another night when you're up for it?

Babamın sürpriz partisi için her şey hazır mı?

So, is everything up for dad's surprise party?

Hafta sonu için hazır mısın?

Are you up For this weekend?

hazır food

Yemeği hazır et ve beni bekle, tamam mı?

Keep the food ready, and wait for me.

Yemek hazır mı?

Is the food ready?

Yemek ne zaman hazır olur?

When will there be food?

hazır operational

Bu geceki düğün operasyonu için hazır mısın?

Are you ready for Operation Wedding Night?

General, Grimes böyle bir görev için hazır değil.

General, Grimes is not prepared for an operation like this.

Hava kilidi bağlandı, havalandırma sistemi kullanıma hazır.

Air lock engaged, ventilation system operational.

hazır present

Doğum günü hediyen için hazır mısın?

Are you ready for your birthday present?

Hey Jim, Yılbaşı hediyen için hazır mısın?

Buddy: Hey, Jim, ready for your Christmas present?

Burada ol, hazır ol.

Be here, be present.

hazır hand

Üzgünüm ama daha fazla bilgi olmadan teslim etmeye hazır değilim.

I'm sorry, but I'm not prepared to hand them over without more information.

Başkan Bush, Reagan, Carter, Ford ve Nixon... .. . kutlama seremonisi için hazır bulundular.

Presidents Bush, Reagan, Carter, Ford, and Nixon were on hand for this groundbreaking ceremony.

Elin hazır değil mi?

Your hand not ready?

hazır game

Evet kim ilk parti oyunu için hazır?

So who's ready for the first party game?

Herkes bu oyun için hazır olmadığımı söylüyor.

Everyone says I'm not ready for this game.

Oyun için hazır mısın?

Ready to play the game?

hazır instant

Senin için hazır kahvem var, Dale.

I got instant coffee for you, Dale.

Ama bu daha sağlıklı, daha kolay ve hazır.

And this is healthier, easier, and instant.

Yedi saniye içinde plastik anahtar hazır.

Seven seconds, instant plastic key.

hazır open

Gözlerini açık tut ve hazır ol. Hazır ol?

Keep your eyes open and be ready to move.

Ve şu an çok hazır serbest ve dürüst hissediyorum.

And I'm feeling so ready and open and honest right now.

hadi, hazır mısın?

Open it up, ready?

hazır quick

Bu çok iyi, çok hazır cevap, John.

That's very good, that's very quick, John.

Pekala, kısa bir gezi için hazır mısın?

All right! Ready for a quick tour?

Şunu ye ve hemen hazırlan Neden anne?

Eat this and get ready quickly. Why, mother?

hazır finished

Bu işi bitirmeye hazır mısın Brad?

Brad, you ready to finish this?

Hazır Bu bitirmek için?

Ready to finish this?

Bitirmek için hazırız, General.

Ready to finish this, General.

hazır ready-made

Tolson beni kaptan yaptı ve senin de hazır olduğunu söyledi.

Tolson made me captain, and he said you were ready.

Hazır doğum günü pastanız var mı?

Have you got ready-made birthday cakes?

Aslında hazır dikilmiş bir takım.

Actually, it's just a ready-made suit.

hazır fit

Ama efendim, savaş için formumdayım ve hazırım.

But, sire, I am fit and ready for battle.

Kral için hazır bir omlet, efendim.

An omelet fit for a king, sir.

Turp gibi sağlıklı ve hazırım aşka

Fit as a fiddle And ready for love

hazır forward

Torpido odası hazır, efendim.

Forward torpedo room ready, sir.

Ön torpidolar aktif ve ateşe hazır, Kaptan.

Forward tubes armed and ready, Captain. Fire.

Komuta, torpido odası ve personeli hazır.

Conn, forward torpedo room manned and ready.

hazır cut

Ben de bugün saç kesmek için hazırım.

So I am ready to cut hair today.

Belki Van Gogh kulağını kesmek için hazır değildi ve eğer bekleseydi

Maybe Van Gogh wasn't ready to cut off his ear and if he'd waited

Doktor, Tyler'ın metadron adında bir şey aldığını söyledi. GHB ile hazırlanmış bir uyarıcı ve depresanmış.

So the doctor said Tyler took something called methadrone, cut with GHB, a stimulant and a depressant.

hazır tap

Önce şu tıkırtı sonra da Dedim ki yemek hazır.

First the tapping and then I said supper's ready.

Tüm sistemler hazır, Albay.

All systems tapped, Colonel.

Son bir saniye daha. Ve Ve hazır olmamıza son birkaç

One second more and just tippy-tappy tippy-tap-tap, tip-top more,

hazır on hand

Başkan Bush, Reagan, Carter, Ford ve Nixon kutlama seremonisi için hazır bulundular.

Presidents Bush, Reagan, Carter, Ford and Nixon were on hand for the groundbreaking ceremony.

Başkan Bush, Reagan, Carter, Ford ve Nixon... .. . kutlama seremonisi için hazır bulundular.

Presidents Bush, Reagan, Carter, Ford, and Nixon were on hand for this groundbreaking ceremony.

Yaşayan beş eski şef yönetici Başkan Bush, Reagan, Carter, Ford ve Nixon kutlama seremonisi için hazır bulundular.

The five living former chief executives Presidents Bush, Reagan, Carter, Ford and Nixon were on hand for the groundbreaking ceremony.

hazır poised

Soğukkanlı ve hazır.

Poised and ready.

Hitler, Moskova'yı almak için hazır.

Hitler poised to take Moscow.

Bu Fakeblock denen şey patlama yapmaya hazır!

This Fakeblock thing is poised to explode!

hazır fast food

Yavaş bir tren yolculuğu ve iki hazır elmalı turtadan sonra. .

One slow train ride and two fast-food apple pies later

Her yerde boş içecek tenekeleri ve hazır yemek çöpleri var.

There's empty soda cans And fast-Food wrappers everywhere.

hazır immediate

Bir takım topla ve acilen Cybertron'a gitmeye hazırlan.

Assemble a team and disembark for Cybertron immediately.

hazır mounted

Hazır, ve yerleş.

Ready, and mount.

hazır available

Bu ölümler hakkında tüm bilgiler hazır.

All information available about these deaths.