için için Türkçe-İngilizce çeviriler:

for · to · the · that · in · so · that you · on · because · inside · seeing · as · into · after · in order to · so as to · pro-, pro · diğer çevirileri

için for

Ve bu senin için.

And this is for you.

Ve şimdi sen de benim için bir şey yapmalısın.

And now you have to do something for me.

Sadece senin için değil.

Well, not just for you.

için to

Senin için de doğru zaman olsun istiyorum ve şu an senin için doğru zaman değil.

And I want it to be right for you. And the time It is not right for you.

Bu doğru bir şey, yapmak için?

It's something to do, right?

Her şey için çok teşekkür ederim ama şimdi gitmem gerek. Hayır.

So thank you for everything, but I think I have to go now.

için the

Senin için de doğru zaman olsun istiyorum ve şu an senin için doğru zaman değil.

And I want it to be right for you. And the time It is not right for you.

Aslında sadece para için değil.

Actually, not only for the money.

Onlar için doğru olan bu.

It's the right thing for them.

için that

Hayır, bu benim için değil.

No, no, that's not for me.

Ve ben her zaman onun sizin için gitmeli bu adam çok daha fazla tür olduğunu düşündüm.

And I always thought he was much more the kind of guy that you should go for.

Onun için önemli olan o ve ben ona yardım edeceğim.

It's that important to him and I'm gonna help him out.

için in

Orada senin için de küçük bir şeyler var.

There's a little something in there for you too.

Evet, içinde hiçbir şey yok.

Yeah. There's nothing in it.

Geri dönmen gerekecek. Belki bir iki gün içinde, belki altı ay.

You'll be back, maybe in a couple of days, maybe in six months.

için so

Yani, benim için bir şey var mı?

So, you have something for me?

Orada yaşamak onun için o kadar da kötü değil.

It's not so bad for her to be in there.

Her sabah bize su getirdiğin için çok teşekkür ederim.

Thank you so much for getting water for us every morning!

için that you

Bu senin için mi?

Is that it for you?

Ama ben de daha iyi bir baba olduğunu biliyorum ve her zaman çocukların için eve dönersin.

But I know that you're an even better father and you always come home to your boys.

Ve sen de bunun için onu öldürdün.

And you killed him for that.

için on

Bu bizim için iyi bir şey.

Come on. This is good for us.

Hadi ama, sizin için her şeyi yapıyorum.

Come on, I do everything for you guys.

Böyle bir şey söylemek ilk randevu için normal mi?

Is that a normal thing to say on a first date?

için because

Benim için iyi bir değil çünkü bundan daha iyiyim ve daha iyi olduğumu siz de biliyorsunuz.

It's not a good job because I'm better than that, and you know I'm better than that.

Bana karşı dürüst olduğun için, ben de sana dürüst olmak istiyorum.

Because you're being honest with me, I I want to be honest with you.

Çünkü bu dosya benim için önemli.

Because this case is important to me.

için inside

Burada bir tane daha var ve içinde de bir şey var.

There's another one over here. And there's something inside it.

Kafanın içinde bir şey var ve bu seni çıldırtıyor.

There's something inside your head and it's driving you mad.

Gel içeri ve bir fincan çay .

Come inside and have a nice cup of tea.

için seeing

Beni görmek için bu kadar yol geldiğiniz için çok teşekkür ederim.

Thank you very much for coming all this way to see me.

Seni görmek için çok mutluyum.

I'm so happy to see you.

Elbette, seni görmek için.

Of course, to see you.

için as

Ben de senin için bir şeyler yapmak istiyorum.

I want to do something for you as well.

Benim için de inanması çok zor oldu.

It was hard for me to believe as well

Bir saygı göstergesi olarak, iki milyon dolar vermek için.

As a sign of respect, To give two million dollars.

için into

Her ne ise, o arabaya girmek için iyi bir sebebi vardı.

Whatever it was, he had a good reason for getting into that car.

Bizi bunun içine sen soktun, küçük adam.

You get us into this, little man.

Değil gerçekten içine.

Not really into that.

için after

Ama sonra onu burada tutmak için yapabileceğim bir şey yok.

But after that, there's nothing I can do to keep her here.

Bakmak için teşekkür ederiz benim kız bebek sonra.

Thank you for looking after my baby girl.

Okul için gittikten sonra

After I left for school.

için in order to

Bazen iyi bir şey yapmak için önce kötü bir şey yapmak gerekir.

Sometimes in order to do something good, you have to do something bad first.

Bunu yapmak için de bana gerçekten ihtiyacın var.

And in order to do that, You really need me.

Arkadaşım çalışmak için sessizlik ve huzur istiyor, Bayan 'Papa' Graham.

My friend wants peace and quiet in order to work, Mrs. Pope Graham.

için so as to

Kızın senin gibi bir babası olduğu için çok şanslı.

Your daughter is so lucky to have you as a father.

Ben bunu daha çok ilişkimiz için bir metafor olarak görüyorum. Lezzetli bir şey ama çok da sağlıklı değil.

I like to think of it as a metaphor for our relationship, because it's delicious, but not really so healthy.

Bu yüzden, bir hediye olarak Kralın kızı Majesteleri için en iyi topu inşa ettim.

So, I built the best cannon, as a gift, to his majesty, the king's daughter.

için pro-, pro

Yani, bu çocuklar profesyonel bir deneme için hazır değil.

I mean, these guys are not ready for a pro tryout.

Profesyonel futbol denemeleri bir aydan daha az bir süre içinde.

Now he's got pro football tryouts in less than a month.

Peter Russo doğalgazı destekleyen bir aday olsaydı, bu Sancorp için iyi olur muydu?

If Peter Russo were a pro-natural gas candidate, how valuable would that be to Sancorp?