kaynakları

Bir birkaç gece önce, bir blok aşağı Bir güzellik kaynağı mağaza aynı şeyi yaptı.

They did the same thing to a beauty supply store a block down, a couple nights ago.

Bu, kesinlikle hassas bir konu ve gerçek bir utanç kaynağı.

This is definitely a very delicate subject and a real shame.

Leonard, bu ben ve ailem için çok büyük bir acı kaynağı.

Leonard, it is a source of great pain To me and my family

Onlar sadece para kaynağı.

They're just the money.

Ve bu da bir köye sonsuza kadar temiz su kaynağı sağlamaya yeter.

And that's enough to provide that village with a source of clean water forever.

Bizi burada tutan şey, bir çeşit güç kaynağı.

Some sort of power source is holding us here.

Biz başka bir yiyecek ve su kaynağı bulana dek

Until we find another source of food and water

Bu tam olarak güvenilir bir kaynak değil.

It's not exactly a reliable source.

Artık her neyse kendi güç kaynağı vardır, değil mi?

Whatever it is, it's gotta have its own power source, right?

Ve bu odadaki tek güç kaynağı o değil.

And it's not the only power source in this room.