konu için Türkçe-İngilizce çeviriler:

прашање · subject · matter · thing · point · topic · issue · concern · question · theme · business · object · argument · head, heading · subject matter · diğer çevirileri

konu прашање

O zaman, bu konu hakkında söylemek istediğim bir şey daha var.

Okay, well, there is one more thing that I want to say about this.

Gerçekten bu konuda çok üzgünüm.

I'm really sorry about this.

Tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz ve bu konuda bir şeyler yapmak istiyorsunuz.

We live in a dangerous world. And you want to do something about it.

konu subject

Biliyorum ama bak sana diyorum işte bu makale için çok iyi bir konu.

I-I know, but I am telling you, he's a really good subject for this article.

Hâlâ çok hassas bir konu.

It's still a sensitive subject.

Bu öyle bir konu değil.

That's not a subject that

konu matter

Her konuda, ne olduğu önemli değil şimdi büyük bir sorun var.

On everything. Doesn't matter what it is. Now they have a big problem.

Bu ciddi bir konu.

It's a serious matter.

Ben bu konularda bir şeyler yapmak istiyorum.

I want to do something that matters.

konu thing

O zaman, bu konu hakkında söylemek istediğim bir şey daha var.

Okay, well, there is one more thing that I want to say about this.

Bu konuda çok ciddiyim çünkü tüm olanlar için kendimi sorumlu hissediyorum.

I'm very serious about this because I feel responsible for the whole thing.

Doktor, bir sürü şey hakkında konuştuk ama bir konuyu konuşmadık.

Doctor, we've talked about a good many things but there's one we haven't.

konu point

Hayır, bu noktada değil Önemli olan şey senin bu konuda ne düşündüğün.

No, that's not the point the important thing is what you think about it.

Ama bekle, konu bu değil.

But wait, that's not the point.

Tatlım konu bu değil.

Honey, that's not the point

konu topic

Kardeşim Peter, bir kaç yıl önce öldürüldü ve bu bizim için hala çok duygusal bir konu.

My brother Peter was killed a few years ago, and it's still a very emotional topic for us all.

Bu hassas bir konu mu?

Is that a sensitive topic?

İyi bir konusu olan var mı?

Anyone got a good topic?

konu issue

Bu durumda, bu konuyu ona kendim söylerim, ve o bir karar verebilir.

In that case, I'll tell him about this myself, and he can issue a decision.

Hayır, ama konu o değil.

No, but that's not the issue.

Ama bu başka bir konu

But that's another issue.

konu concern

Ona bu kartı ver ve doğrudan onu ilgilendiren bir konu olduğunu söyle.

Just give him this card and tell him it's an issue that directly concerns him.

Henry, neden bu konu hakkında hiç endişeli değilsin?

Henry, why are you not more concerned about this?

O bu konuda biraz endişeli, tamam mı?

He's very concerned about this, OK?

konu question

Asıl soru şu ki biz bu konuda ne yapacağız?

The real question is What are we gonna do about it?

Soru şu. Ben bu konuda ne yapabilirim?

The question is, what do I do about it?

Herhangi bir konuda bir sorun var mı?

Do you have any questions about anything?

konu theme

Ama ilginç bir konu gibi görünüyor

But it sounds like an interesting theme

Ve Harvest Festivali Geçit Töreni'nin tema konusu:

And the Harvest Festival Parade theme is:

Basit bir konu.

A simple theme.

konu business

Sadece konusunda da değil.

It's not just the business.

Başka bir konu var mı?

Is there any other business?

İş konusunda gerçekten de endişeli misin?

Are you really worried about the business?

konu object

Bu konuda hiçbir şey bilmiyor onun için tamamen objektif olacak.

He doesn't know anything about it, so he'll be completely objective.

Ama söz konusu olan tarafsız bir doktora tezi.

But we're talking about an objective doctoral thesis.

Bu konuyu açtık ve hiçbir itirazları olmadı.

We've broached it and had no objections.

konu argument

Akşam yemekten sonra, Angela ve okul konusunda yine tartışma başladı.

And that evening, after dinner, the usual arguments began about Angela and school.

Bu konuda tartışma yok.

No argument about that.

konu head, heading

Kafa kesin yok, Ama eller konusunda emin değilim.

Definitely no head, but not sure about the hands.

O zaman izin ver, bu konuda ailenin reisi endişelensin.

Then let the head of the familyworry about it.

konu subject matter

Tanıdık bir konu üzerine.

It's familiar subject matter.