nehre

Orada kurumuş bir nehir ve eski bir taş köprü var.

I know it well There's a dry river and an old stone bridge

Büyük bir nehir var, biliyor musun?

Do you know there's a big river?

Bir zamanlar orada büyük bir nehir vardı.

There was a great river there once.

Bir gün kendimize ait bir evimiz olacak, Bahçesinde ağaçlar ve bir de nehir.

We'll have our own house one day, with trees in the garden and a river.

Derin, çok derin bir nehir.

It's deep! Deep, deep, deep river.

Bu sabah nehir kenarında başka bir ceset daha bulmuşlar.

Another body was found this morning, by the river.

Buralarda bir nehir var mı?

Is there a river around here?

Burada bir nehir var.

There's a river here.

Dün sabah Doğu Nehri'nde yüzen bazı çocuklar bir ceset bulmuşlar.

Well, yesterday morning some kids swimming in the East River found a body.

Kızıl Nehir Altı, burası Kızıl Nehir İki.

Red River Six, this is Red River Two.