suçlu için Türkçe-İngilizce çeviriler:

criminal · guilty · blame · convicted, convict · offender · to blame · villain · felon · delinquent · defendant · culprit · prisoner · accused · perpetrator · con · outlaw · culpable · diğer çevirileri

suçlu criminal

O, suçlu falan değil o sadece organik çiftçi ve aptalca bir hata yaptı.

He's not a criminal or anything, he's just an organic farmer that made a stupid mistake.

En iyi arkadaşım bir suçlu.

My best friend was a criminal.

O bir suçlu olamaz.

He can't be a criminal.

suçlu guilty

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi sekiz, dokuz, on, on bir. On bir kişi suçlu diyor.

one, two, three, four, five, six, seven eight, nine, ten, eleven. oK, that's eleven guilty.

Suçlu olan ben değilim burada.

I'm not the guilty one here.

Tekrar aynı sekiz kişi seni suçlu bulacak.

Well, the same eight will find you guilty again.

suçlu blame

Korkarım ki bazı kötü haberlerim var ve sanırım ben suçlu olabilirim. Sanırım mı?

I'm afraid we have some bad news, and I think I might be to blame.

Suçlu olan tek kişi benim.

I'm the only person to blame.

Şimdi de o mu suçlu, ha?

Now he's the one to blame, huh?

suçlu convicted, convict

O firari bir suçlu, soğukkanlı bir katil.

He's an escaped convict, a cold-blooded killer.

Sadece gerçek bir suçlu var.

Yeah, just a true convict.

Bugün jüri, G. Gordon Liddy ve James McCord'u Watergate soygunu dahil, sekiz suçtan mahkum etti.

A jury today convicted G. Gordon Liddy and James McCord of eight counts, including burglary, in the Watergate break-in.

suçlu offender

İlk kez suç işledin ve bu ciddi bir suç bile değildi.

You were a first time offender and it wasn't even a serious crime.

İlaç ve zehirler, kadın bir suçlu için silah olarak tercih edilir.

Drugs and poisons are the weapons of choice for a female offender.

Çocuk suçlu kayıtlarında hiçbir şey yok.

There's nothing in the juvenile offender records.

suçlu to blame

Korkarım ki bazı kötü haberlerim var ve sanırım ben suçlu olabilirim. Sanırım mı?

I'm afraid we have some bad news, and I think I might be to blame.

Suçlu olan tek kişi benim.

I'm the only person to blame.

Biz gerçekten suçlu değiliz!

We're really not to blame!

suçlu villain

En iyi arkadaşım Harry'nin babası ve eskiden Cin olarak bilinen suçlu.

Father of my best friend harry And the villain formerly known as the goblin.

Burada suçlu olan ben değilim.

I am not the villain here.

Pekala, pekala, bak Batnut ve Ruben olarak, bir baş düşmanınız var mı, bir tür suçlu?

All right, all right, look, as Batnut and Ruben, do you guys have an archenemy, some sort of villain?

suçlu felon

Belki Potter da büyüyünce vaftiz babası gibi bir suçlu olur.

Perhaps Potter will grow up to be a felon, just like his godfather.

Sayın Yargıç, bu adam azılı bir suçlu ve kaçma riski var.

Your Honor, this man is a habitual felon as well as a flight risk.

Hüküm giymiş bir suçlu için kötü konaklama vardır.

Well, there are worse accommodations. For a convicted felon.

suçlu delinquent

Bütün çocuklarınız suçlu ve en azından biri Malcolm, bir hırsız.

All your children are delinquent and one at least, Malcolm, is a thief.

Bir mahkûm öldü ve sakat bir suçlu saldırıya uğradı.

An inmate is dead and a crippled delinquent was attacked.

Orası, sorunlu çocuklar için bir kamp gibiydi bilirsin, suçlu çocuklar.

It's, like, a camp for troubled kids, you know, juvenile delinquents.

suçlu defendant

Bir suçluyu en iyi başka bir suçlu savunur.

The best person to defend a criminal is a criminal.

Biz jüri üyeleri, sanık Byron De La Beckwith'i suçlu bulduk.

We the jury find the defendant Byron De La Beckwith, guilty as charged.

Biz jüri üyeleri, sanık Alfonso Reyes'i suçlu bulduk.

We, the jury, find the defendant, Alfonso Reyes guilty.

suçlu culprit

Mükemmel bir plan: iki çanta, iki bomba. .bir suçlu, anarşist bir dansçı. İdeal bir suçlu.

A perfect plan: two bags, two bombs one offender, the anarchist dancer, the ideal culprit.

Ve bir davayı kapatmak için en iyi yol onlara bir suçlu vermektir.

And the best way to close a case is to give them a culprit.

Baba bile lp Man senin suçun sanık yaptı

Dad even made lp Man the culprit for your crime

suçlu prisoner

Suç kaydı yok, ehliyeti yok doğum sertifikası da yok.

No prison record, no driver's license no birth certificate.

O halde tutuklu suçlu mu, suçsuz mu?

Then is the prisoner guilty or not guilty?

Onlar buradaki en tehlikeli suçlular.

They're the most dangerous prisoners here.

suçlu accused

Bir şey ile itham edilmek bir şey bir şeyden suçlu bulunmak tamamen farklı bir şey.

Being accused of something is one thing. Being guilty of it is something entirely different.

Bir de beni uluslararası bir suçlu olmakla itham ediyorlar?

And they accuse me of being an international criminal?

Felix Lope de Vega Carpio, hakkında açılan tüm davalarda suçlu bulunmuştur.

I declare the accused, Felix Lope de Vega y Carpio, guilty on all counts.

suçlu perpetrator

Ya bir görgü tanığı ya suç ortağı ya da suçu işleyen kişi.

He is either a material witness or an accomplice orthe perpetrator.

Suçlu olan kesinlikle o ve, o, kesinlikle bir kurban değil

She's most definitely the perpetrator and not the victim.

Bu gece burada bir dolandırıcılık suçu işlenmekte.

There's been a fraud perpetrated here tonight.

suçlu con

Neyse, adına çalıştığım adam eski bir suçlu. Ama tam bir romantik ve ben de yardım etmeye çalışıyorum.

Anyway, the guy I'm that working for is an ex con, but he's a real romantic and I'm trying to help him

Guy Arthur Singer, dolandırıcı ve önemsiz suçlu.

Guy Arthur Singer, con man and petty criminal.

Zor olsa gerek eski bir suçlu için.

It's gotta be hard for a... .ex-con.

suçlu outlaw

Suçlular, kanunsuzlar ve birkaç yanlış gitmiş deney.

Criminals, outlaws, and a few living experiments gone wrong.

Yılan Plissken, Amerikalı suçlu.

Snake Plissken, American outlaw.

Onlar suçlu, haydut.

They're criminals. Outlaws

suçlu culpable

Tabitha suçlu olsa bile, büyük olasılıkla onun bir ortağı var.

Even if Tabitha is culpable, she most likely has a partner.

Hayır, hayır, suçlu değil.

No. No, not culpable.