yanında için Türkçe-İngilizce çeviriler:

with · on · next · by · near · beside · next to · about · around · at · along · besides · hand · alongside · nearby · apart · well as, as well as, as well · diğer çevirileri

yanında with

Senin yanında her zaman böyle, değil mi?

It's always like this with you, isn't it?

Bak, yanında da bir kadın var.

And look. He was with a woman.

Belki de bu yüzden onun yanına gitmiştir.

Maybe that's why she went to live with him.

yanında on

Hadi ama, beni de götür yanında.

come on, take me with you.

Doğru ama diğer yandan, üzerinde kuş olan bir kazak giyiyorsun.

That's true. But, on the other hand, you are wearing a bird sweater.

Ama şans onun yanında değildi.

But luck wasn't on her side.

yanında next

Bir dahaki sefer yanında biraz su ve bir de arkadaşın olsun.

And next time, bring some water and a friend with you.

Yan evde, kötü bir adam var!

There's a bad man next door!

Onun yanındaki yatağı al ve kendine boş bir dolap bul.

Take the bed next to him and find yourself an empty locker.

yanında by

Bu gece Bu gece bizim gecemiz olacak ve senin yanında olacağım

Tonight tonight ls gonna be our night And I'll be by your side

Yanında senin gibi bir adama ihtiyacı var.

He needs a man like you by his side.

Banyonun yanında bir oda var.

There's a room by the bathroom.

yanında near

Hayır, seni mutlu etmek için yanında olmak istedim, hepsi bu.

No, I wanted to be near you, to make you happy, that's all.

Gel ve yanıma otur.

Come and sit near me.

Üniversitenin yanında bir yanmış kurban daha var.

We got another burn victim near the University.

yanında beside

Güzel bir karısı vardı, çok güzel ve şu anda onun yanında yatıyordu.

He had a beautiful wife, a knockout, and she was sleeping beside him right now.

Hadi. Ben senin yanında olacağım Çünkü biz arkadaşız.

I'il be right beside you because we're friends.

Ben onun trençkot gördüm sıcak küvet yanında zaman makinesi.

I saw his trench coat beside the hot tub time machine.

yanında next to

Sen de, onun yanında dur ya da git orada dur.

You too, stand next to him or go and stand over there.

Ya da parkın yanında da bir tane var.

Or another one right next to a park.

Tatlım, gel de yanıma otur.

Honey, come sit next to me.

yanında about

Evet, ama onun hakkında yanılıyorsun.

Yeah, but you're wrong about her.

Tabii ki yanılıyorsun. Öyle mi dersin?

Of course you're wrong about that.

Evet, Babacığın bir haftaya yanında olacak, tamam mı?

Yes, you'll be with Daddy in about a week, OK?

yanında around

Kör bir adam yanında bir kızla bu civarda görülmüş, başka ne olabilir ki? Ne yapıyorsun?

A blind man was seen around here with a girl. who else could it be?. what are you doing?.

Ben ağzı açık her zaman onun yanında değilken, o, gibi

Every time I open my mouth when I'm around her, she's like,

Sonsuza dek yanında olacak değilim!

I'm not gonna be around forever!

yanında at

Ama en azından anne ve baban yanında ve seni seviyorlar.

Well, at least your mom and dad are around and they love you.

Bak, en azından kadınları yanına al.

Look, at least take the women.

En azından bu sene yanımda Dave var.

Well, at least this year I've got Dave.

yanında along

FBI şüphelisi, gözetimim altında yanında yetişkin bir kadın ve bir çocuk var.

I have the FBl suspect in custody along with one adult female and one child.

Hey. Yanımda eski bir arkadaşı getirdim.

Hey, I brought along an old friend.

Oh, hadi yanıma gel Arthur.

Oh, come along, Arthur.

yanında besides

Ve diğer yandan, neden senin için tamam ama benim için değil?

And besides, why is it okay for you and not okay for me?

Ama bunu yanı sıra, aynı sen görünüyorsun, vay.

But besides that, you look exactly the same, wow.

Vardı yanında bir düzine üniformalı o yapmış olabilir. rapor, sen de dahil.

Besides, there was a dozen other uniforms that could've made the report, including you.

yanında hand

Ama diğer yandan, sen şeytani bir ölüm makinesisin, o yüzden, hayır.

But on the other hand, you're an evil killing machine, so, no.

Diğer yandan sen, senin kazanman için bir başka yol var.

You, on the other hand, you have another way to win.

diğer yandan teşekkür ederim beni bu kadar sevdiğin için.

On the other hand thank you for loving me that much.

yanında alongside

Burada bir uzaylı, bir Amazon, bir insan yıldırım, bir cyborg ve süper hızlı biriyle yan yana savaşıyoruz.

We're fighting alongside an alien, an Amazon, A human lightning bolt, a cyborg, and a speedster.

Telefon numaralarını değişen gangster ve valilerin yanında dedikodu yazarları.

Gossip columnists alongside gangsters and governors exchanging telephone numbers.

Teşekkür ederim ama onu babasının yanına gömeceğiz.

Thank you, but we'll bury him alongside his father.

yanında nearby

Yanında bir kalem var mı?

You got a pen nearby?

Ruhun her zaman yanımızda olacak.

Your spirit will always be nearby.

Yanında akrabası veya arkadaşı yok.

No relatives or friends nearby.

yanında apart

Görevin vereceği hazzı bir yana atarsak sen bir anda benim için en önemli kişi haline geldin.

Apart from the pleasantness of the task, you instantly become the most important one to me.

Sadece bir kız arkadaşımın yanına gidiyorum.

I'm just going to a girlfriend's apartment.

Bir ay sonra Caroline'in dairesi yandı.

One month later, Caroline's apartment burned down.

yanında well as, as well as, as well

Beni onunla yalnız bırak onu da yanında götür.

Leave me alone with him and take him, as well.

Aslında, yanımda sana küçük bir de getirdim, Vinnie.

Actually, I've got a little bit of business as well, vinnie.

Direkt olarak değil ama bazen yan ürün olarak geliyorlar.

Well, not directly, but sometimes you get them as a by-product.