yatağa

Ve bu da Yatak.

And this is the

Tanrım, yatağın altında bir şey var. Çok büyük ve saçları var. Gerçekten çok korkunç.

Oh my god, there's something under the bed, it's really big, and it's got hair, it's really scary.

Kan ve ter bir kağıtta birlikte olduğunda, masa yatak olur ve ofis bir ev.

When blood and sweat are printed on paper together, table becomes a bed, and office a home,

Fakat bu normal bir su yatağı değil, çünkü normal su yatağı böyledir.

But it's not a normal water bed, because a normal one goes like this.

Bu yatak ve kahvaltı için bile yeterli değil.

It's not even enough for the bed and breakfast.

Her gece burada kalmak zorundasın. Çünkü ben senin yatağında uyuyorum değil mi?

You have to stay here every night because I'm sleeping in your bed, right?

Bu benim odam ve bu da senin yatağın.

This is my room, and this is your bed.

Sakin bir gece, bir yatak ve senin gibi bir kadın.

A quiet night, a bed and a woman like you.

Birisi bu sabah Oliver ile yatakta kahvaltıyı kaçırmış gibi görünüyor.

Looks like somebody missed breakfast in bed with Oliver this morning.

Ve bu benim bu da senin yatağın.

And that's my bed, and that's your bed.