yiyecek için Türkçe-İngilizce çeviriler:

food · eats · snack · feed · grocery, groceries · catering · refreshment · forage · bread · meal · boarding, board · keep · nourishment · foodstuff · sustenance · diet · fare · diğer çevirileri

yiyecek food

Burada yaşamak için yeterince yiyecek ve su var. Dışarı çıkmadan neredeyse iki hafta yeter.

There's enough food and water to live in here for almost two weeks without having to come out.

Yiyecek bir şeyler var burada?

So you got any food in there?

Ona bir kaç kıyafet ve biraz yiyecek getirebilir mi?

May she bring him a change of clothes and some food?

yiyecek eats

İçecek bir şeyler ister misin ya da yiyecek bir şey.

Would you like something to drink? Something to eat, maybe?

Yiyecek bir şeyin var mı?

Have you got something to eat?

Sana yiyecek bir şey buldum.

I found you something to eat.

yiyecek snack

Bu, tuvalete gitmek ya da yiyecek bir şeyler almak için iyi bir zaman.

This is a good time to go to the bathroom or get a snack.

Yiyecek bir şeyler var mı, atıştırmalık bir şeyler?

Do you have something to eat? Any snacks around here?

Yiyecek bir şey ister misin? Elma falan?

Do you want a snack an apple or something?

yiyecek feed

O akşam bir orduya yetecek kadar yiyecek vardı.

That evening, there was enough food to feed an army.

Bir orduya yetecek kadar yiyecek var.

There's enough to feed an army.

Ve ona yiyecek hiçbir şey verme.

And don't feed him anything.

yiyecek grocery, groceries

Burada yiyecek için para var.

There's some money for groceries.

Bir de yiyecek ve erzak?

And food and groceries.

Birkaç yiyecek bir şey getirdim.

I brought you some groceries.

yiyecek catering

Jenny de şarkı söyleyecek ve Monroe da yiyecek ve içecekleri sağlayacak.

Jenny will be singing and Monroe is gonna cater the reception.

Patron Kim? üçüncü sezon yiyecek dağıtımcısı,

Who's the Boss? Season three caterer,

Oh, Bu yiyecek içermeyen bir kaçırma.

Oh, it's an un-catered kidnapping.

yiyecek refreshment

Yiyecek ve içecekler böğürtlen, et ve yağmur suyu olacak.

The refreshments will be berries, meat and rainwater.

Yiyecek içecek var mı?

Do you have refreshments?

Adamların için biraz brandy ve yiyecek bir şeyler.

Some brandy and refreshments for your men.

yiyecek forage

Saurornithoides'in yiyecek aramaya gitmesiyle bu korunmasız yuva, yırtıcılar için davetiye sağlar.

With the Saurornithoides off foraging, this unguarded nest provides an invitation for predators.

Büyük ihtimalle bu yiyecek arayan bir öncüydü.

This was probably just a scout, foraging for food.

Onların sıçrayışları, yiyecek aramaları, yumuşaklık yetenekleri çok üstün.

Their leaping, foraging, and fluffiness skills are superior.

yiyecek bread

Ekmek istiyorum. Kim yiyecek ekmeği? Dur bir dakika.

I want bread. who will eat bread? wait a minute.

Peynir, şarap, hazır yiyecekler. Ama her şey yerel.

Cheese, wine, bread, prepared foods, but everything local.

Yiyecek kuponları ekmek için.

Food coupons, for bread.

yiyecek meal

Sıcak bir yiyecek veya bir fincan kahve ister misin?

Do you want to go get a hot meal or cup of coffee?

Küçük bir çocuk için kötü bir yiyecek.

That's a terrible meal for a little boy.

Tek bir adam için bir yiyecek, hiç bir şey fark ettirmez.

One meal for one man will not make a difference.

yiyecek boarding, board

Uçakta yiyecek bir şeyler var mı?

Do they have food on board?

Elektrik, konut ihtiyacı, sağlık, yiyecek ve ücretsiz eğitim.

Electricity, housing board, healthy food and free education.

Basketbol, yiyecek ve köpekler.

Basketball, boarding, and dogs.

yiyecek keep

Sana her zaman yiyecek buldum, bulmaya da devam edeceğim.

I always found you food, and I'll keep finding it.

Yiyecekler, onsuz da dayanır.

The food'll keep without it.

yiyecek nourishment

Al bunu ve kendine biraz yemek al. Besleyici yiyecekler al.

You take this and get some food with it Some good nourishing food.

Yiyecek yiyecek tek güzel şeydir, gerçekten bizi besleyen

Food food is the only beautiful thing that truly nourishes.

yiyecek foodstuff

Bu yarı hazmedilmemiş yiyecek gibi.

This is like semi-digested foodstuff.

yiyecek sustenance

İyi yiyecek değil, ama temel gıdalar.

Not good food, but basic sustenance.

yiyecek diet

Peki, ya Paolo? Çiğ yiyecek diyeti? Ailesel kolonlar?

What about Paolo the raw-food diet family colonics?

yiyecek fare

Kamyonla taşımalar, tren biletleri, yiyecek masrafları.

Truck transportations, railroad fares, food bills.