yuva

Bu mutlu bir yuva.

This is a happy home.

Ona iyi bir yuva vereceğim.

I'll give him a good home.

Burası bir yuva değil.

This is not a home.

Sadece bir ev bir yuva değil.

It's a house, not a home

Annen sana ve kardeşine bir yuva verdi.

Your mother gave you and your brother a home.

Gerçekten mutlu bir yuva için yapılmış.

It really made for a happy home.

Ve bir ev bir yuva değildir

And a house is not a home

Yeni bir yuva buldum.

I found a new home.

Bu bir yuva mi?

Is that a home?

Çünkü burası onun yuvası.

Because this is his home.